Kendimle ilgili dur durak bilmez bir "hikaye" uyduruyordum, sadece zihinde yer alan bir çeşit günlük. Bunun çocukların ve ergenlerin müşterek alışkanlığı olduğunu sanıyorum.
Yalnız bir çocuğun hikaye uydurma ve hayali kişilerle sohbet etme alışkanlığına sahiptim ve en başından beri edebi arzularımın yalnız kalma ve küçümsenme hisleriyle karıştığı kanaatindeyim. Kelimelere kolayca hükmettiğimi can sıkıcı meselelerle yüzleşme gücüm olduğunu biliyordum ve bunun bir nevi kişisel bir dünya yarattığını, orada gündelik hayatta tökezlememin acısını çıkardığımı hissettim.
Sağı,solu belli olmaz.
Bu söz, ne yapacağı belli olmayan kimseler içindir. Türk siyasal yaşamında bu söz çok geçerlidir. Adama bakarsınız, solcu mu solcu, ilerici mi ilerici, ama bir tehlike gördümü, haydi, öbür tarafa. Hani nerede bu adamın sağı, nerede solu? Kıssadan hisse: Görünüşe aldırmayacaksınız ve aldanmıyacaksınız!