"Çünkü onu hissedebilmenin hakikati, sevginin derinleşmesinden sonradır. Sevgi aşka dönüşürse o vakit hissediş başlar. Öyle ki güzelin gözü kendi cemaline kapalıdır; sevenin aşk aynası olmayınca kendi güzelliğinin mükemmelligini temaşa edemez. İşte bu yüzden sevgili için bir seven gerekir ki sevgili kendi gorebilsin, farkına varabilsin."
"Ben sevginin ne olduğunu hiç durmadan anlamaya çalışıyorum. O benim için bazen ruhta parlayan bir güneş oluyor; bazen o güneşte görünen bir ruh. Yani o henüz açıklanmayan bir şey. Hani şöyledir, böyledir denilemeyen bir şey.
İnsan onu ancak hissederse tanır..."
"Seven ile sevilen arasındaki ikiligin, sen-ben dememin yeri olmazdı. O iklimde yalnızca "sen" zamiri kullanılırdı. Sen demek, benden vazgeçtim demektir çünkü."