Zaman kaybı demeyeceğim.. Sonuçta en keskin doktrinler bile kişiye farkındalık sağlar.. En azından psikoloji bilimi içerisinde olan biri olarak şunu biliyorum ki, ciddiye alabileceğim bir kitap değil.. Bir sav ortaya koyabilirsiniz, ancak bunu anlatırken özensiz cümleler, keskin ifadeler, karşı fikre bu kadar kindar bir tutum ne kadar bilimsel olduğunuzu sorgulatır, sorgulayan zihinlere.. Katı bir tutumu eleştiriyorsunuz ama siz de katı bir tutum sergileyerek ve bunu bilimsel hiçbir dayanakla desteklemiyorsunuz, sadece kendi düşünceleriniz var..
Yazar kendi çocukluğunu bu kitabında çok ortaya koymuyor ama danışanlarının hikayelerini yer yer kendi hikayesine bağlaması, çocukluğuna bağlaması da yazarı ciddiye alamama sebeplerimden.. Herkes ve yaşantısı biricikken, hayatta bir çok değişken varken kendi çocukluğuna ve sebeplerine bağlaması herkesi ve bu kısır döngüde kalması üzücü.. Nitekim kitapta sürekli öne sürdüğü "Dördüncü Emir"i yok saymak adına bitmez çabası, bunu oldukça hissettiriyor.. Bunun için sürekli zorlayarak, sebepler bulmaya çalışması da, kendine eşlik edecek birilerini arama ihtiyacını hissettiriyor, zira öne sürdüklerinin hiçbir bilimsel alt yapısı yok.. Bilimsel bir alt yapı sunmuyor okurlara..
Farklı bir bakış açısı olarak iyi niyetle okunabilir.. Ancak yazarın yazarken fark etmediği kendine ait o olumsuz duygulara kapılırsanız, gerçekliğinizi kaydedebilirsiniz..