Herkes aynı zamanda kitlesel bir mezalimde mi öldü yoksa insanların sayısı, yıllar boyunca anılarıyla baş başa kalacak tek bir kişi kalana kadar peyderpey mi azaldı? Los Angeles açıklarındaki San Nicolas Adası'nın yerli nüfusu, böyle bir şeyi gerçekten yaşamıştı. Nihayetinde tek başına kalan bir kadın on sekiz yıl boyunca tamamen tek başına hayatta kalmıştı.
Paskalya Adası sakinlerinin zorluk yaşadıklarında kaçabilecekleri ya da yardım isteyebilecekleri hiçbir yer yoktu. Biz modern dünyalıların da sorunlarımızın artması halinde yardım isteyebileceği bir yeri yok.
Adalılar, 1805 civarında zorla çalıştırılmak üzere kaçırılmaya başlandı ve bu durum 1862-63 tarihlerinde zirve noktasına ulastı. Paskalya'nın en karanlık dönemi olan bu tarihlerde iki düzine Peru gemisi bin bes yüz civarında insanı (yaşayan nüfusun yarısı) kaçırdı ve Peru'daki guano" madenlerinde ve diğer zorlu işlerde çalıştırılmak üzere açık artırmalarla sattı. Kaçırılanların çoğu esaret koşullarında öldü. Peru, uluslararası baskılar sonucunda bir düzine tutsağı adaya geri götürdü ancak bunlar da adaya çiçek hastalığı taşıdı. 1864'te Katolik misyonerler adaya yerleşmeye başladılar. 1872 itibarıyla Paskalya'da yalnızca yüz on bir adalı kalmıştı