...insanların fikir ya da davranışlarına karşı koymaya ya da onlara meydan okumaya yeltenmemişti. Bunun nedeni, kendi duygularının dünya ile girdiği etkileşim sonucu süzgecinden geçirdiklerinin parçası olmamasıydı. Ne olursa olsun güvenli uzaklıkta kalıp etkilenmemeye çalışırdı....tutumu, yaşam tarzı buydu.
İnsanlar bir şeyleri düşündükleri kadar nesnel biçimde görüp duymazlar. Görsel ya da işitsel bilgiler zihne girerken; tecrübeler, düşünceler, şartlar, vahşi fanteziler, önyargılar, tercihler, bilgiler, farkındalık ve zihnin sayısız diğer faaliyeti aracılığıyla bozulur.
Su yüksek yerlerden alçak yerlere akardı. Yerçekimi kanunu böyleydi. Duygular da yerçekimine göre hareket ediyordu. Bağınız olan, duygularınızı paylaştığınız birinin karşısında yalan söyleyip paçayı kurtarmak zordu. Gerçekler ortaya çıkmak isterdi. Bu, özellikle üzüntünüzü ya da hassasiyetinizi gizlemeye çalıştığınız zamanlarda geçerliydi. Üzüntünüzü bir yabancıdan ya da güvenmediğiniz birinden saklamak daha kolaydı.