Dünyada şimdi onunla yan yana bulunmamamız kadar mantıksız ve lüzumsuz ne vardır acaba? Hayat bir tesadüfler silsilesi imiş, âlâ! Fakat tesadüfün de kendine göre bir mantığı olmalı değil mi ya?
Çocukluğundan beri etrafında duyduğu sözler, gördüğü insanlar ondan neşe ve saadetten korkmak, bunların şeamet (uğursuzluk) getirici bir şey olduğuna inanmak itiyadını (alışkanlığı) yaratmıştı. "Çok gülmenin arkası ağlamaktır!" gibi sözler sarsılmaz kanaatler halinde ruhuna yerleşmişti.
Kimisi gençliğine mağrurdur; kimisi ihtiyarlığına ve tecrübesizliğine dayanıp böbürlenir; kimisi eskiden neydim diye övünür; kimisi ileride neler olacağını ihsas ederek (ima ederek) itibar kazanmak ister.