İçimizdeki Şeytan

·
Okunma
·
Beğeni
·
495bin
Gösterim
Adı:
İçimizdeki Şeytan
Baskı tarihi:
1 Mayıs 2019
Sayfa sayısı:
304
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750739231
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Halbuki ne şeytanı azizim, ne şeytanı? Bu bizim gururumuzun, salaklığımızın uydurması... İçimizdeki şeytan pek de kurnazca olmayan bir kaçamak yolu... İçimizde şeytan yok, içimizde acz var... Tembellik var... İradesizlik, bilgisizlik ve bunların hepsinden daha korkunç bir şey: Hakikatleri görmekten kaçmak itiyadı var...
İçimizdeki Şeytan’da Sabahattin Ali, genç bir ülkenin aydın sınıfının büyüme sancılarını, değişen yargılarını ve yaşadığı çatışmaları gözler önüne seriyor.
268 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10 puan
Kitapta hemen hemen herkesin içinde bulunan vazgeçemediği şeytandan bahsetmektedir. Bu şeytan öyle bir şeytan ki; uğruna sevdiğin her şeyden vazgeçebildiğin ve hatta onları harcayabildiğin; aslında çaresizlikten doğup ve yine çaresizliğin besleyip büyüttüğü, kendimizi onunla savaşamayacak kadar zayıflatıp, değersizleştirdiğimiz kanser hücremizdir. Yazar kendisinden umduğumdan fazla gözlem yeteneği, hayal gücü ve onu okura aktarışı karakterlerin yanıbaşında hissettirdi kendimi. Bu vesileyle yazarın diğer kitaplarına ilgim arttı. Raflarınızda mutlaka Sabahattin Ali olmalı diye düşünüyorum. Diğer kitaplarından da aynı lezzeti alırım inşallah. :) Keyifli okumalar..
268 syf.
·7 günde·Beğendi·7/10 puan
Sabahatttin Ali'nin bu kitabını da severek okudum. Gayet güzel ve mistik bir anlatımı var. Raif Efendi ile Maria Puder, Muazzez ile Yusuf gibi kişilikleri ve düşünceleri ile etkilendiğim Ömer ile Macide okurken bilmediğim yerlere sürükledi beni. Kitapta Macide ile Ömer'in birbirini severek evlenmeleri ancak daha sonra farklı görüşleri nedeniyle anlaşamayarak ayrılmaları konu edilmiştir.Genel anlamda aşk konulu bir roman sayılabilir. Olaylar daha çok aydınların bulunduğu çevrede geçer.

Ömer’in bir iç konuşmasında hem kendine getirdiği yoğun eleştiri, hem de toplumdaki genel yapının eleştirisi, günümüzde de geçerli olan çok çarpıcı şu sözlerle ifade edilirken, okuyucuyu kendini ve içinde yaşadığı toplumu böylesine eleştirmeye teşvik eder:

“…ne şeytanı azizim, ne şeytanı? Bu bizim gururumuzun, salaklığımızın uydurması… İçimizdeki şeytan, pek de kurnazca olmayan bir kaçamak yolu… İçimizdeki şeytan yok… İçimizde aciz var, tembellik var, iradesizlik, bilgisizlik ve bunların hepsinden daha korkunç bir şey, hakikatleri görmekten kaçmak ihtiyatı var…

Hiçbir şey üzerinde düşünmeye, hatta bir parçacık durmaya alışmayan gevşek beyinlerimizle, kullanmaya lüzum görmeyerek nihayet zamanla kaybettiğimiz biçare irademizle hayatta dümensiz bir sandal gibi dört tarafa savruluyor ve devrildiğimiz zaman kabahati meçhul kuvvetlerde, insan iradesinin üstündeki tesirlerde arıyoruz!”

O kadar gerçek, o kadar doğru ve o kadar geçerli ki günümüzde de, Sabahattin Ali’nin neden bu kadar önemli bir fikir adamı ve yazar olduğunu anlamaya sırf şu sözler bile yeter de artar, elbette zamanında neden anlaşılamadığı ve yargılanıp cinayete kurban gittiğini de…
☺☺☺
  • Kuyucaklı Yusuf
    8.5/10 (24,6bin Oy)25,9bin beğeni101,6bin okunma67,3bin alıntı516,9bin gösterim
  • 1984
    8.9/10 (26,6bin Oy)28bin beğeni90,1bin okunma106,8bin alıntı383,1bin gösterim
  • Serenad
    9.1/10 (23,6bin Oy)25,7bin beğeni80,6bin okunma76,4bin alıntı268,8bin gösterim
  • Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu
    8.4/10 (32bin Oy)30,8bin beğeni122,2bin okunma74,4bin alıntı555,4bin gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.7/10 (24,7bin Oy)24,4bin beğeni94bin okunma31bin alıntı367,3bin gösterim
  • Yabancı
    8.3/10 (19,5bin Oy)17,3bin beğeni70,5bin okunma49,8bin alıntı253,3bin gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (36,9bin Oy)37,6bin beğeni132,1bin okunma46bin alıntı5,2milyon gösterim
  • Dönüşüm
    8.1/10 (32,3bin Oy)30,7bin beğeni132,2bin okunma27,3bin alıntı2,4milyon gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.2/10 (25,4bin Oy)30,2bin beğeni91,8bin okunma140,4bin alıntı967,8bin gösterim
  • Bin Muhteşem Güneş
    9.0/10 (16,4bin Oy)18,1bin beğeni63,5bin okunma32,9bin alıntı209,6bin gösterim
268 syf.
·12 günde·Puan vermedi
Sabahattin Ali harika tasvirleriyle akıcı diliyle ve hayatta yanlış giden bir şeyleri sorgulamamız gerektiği mesajını vermiş ve bu kitabında da vermek istediği mesaja ulaşmış. Kesinlikle okunması gereken bir kitap...
268 syf.
·5 günde·Beğendi·9/10 puan
Sabahattin Ali geç keşfettiğim ama her kitabını keyifle okuduğum bir yazar. Toplumu çok iyi gözlemlemiş ve güçlü kalemiyle dile getirmiş. Korkusuz her kalem gibi de başı hiç dertten kurtulmamış ve sonunda da bedelini acımasızca canı ile ödemiş. İçimizdeki Şeytan romanında kadın -erkek ilişkisi çevresinde toplumda aydın geçinen insanları, rüzgarın estiği yöne savrulan her devrin insanlarını , zayıflığını içindeki şeytana yüklemeyi tercih edenleri anlatmış. Üstadı katledenleri bugün kimse hatırlamıyor ama eserleri ile ölümsüzlüğü her şeye rağmen devam ediyor.
268 syf.
Kitap bittikten sonra geriye bakınca basit bir aşk hikayesi. İleriye doğru bakınca ise; katığı muhteşem bir edebiyat şöleni, muhteşem bir hayat gerçeği ve muhteşem bir anlatımla başbaşa kalıyorsunuz. Her cümle günlük hayatımızda yaşadığımız anları sert bir etki ile algılamamızı sağlıyor. Sabahattin Ali okunmaz okunurken yaşanır bir yazar.
268 syf.
·8 günde·5/10 puan
İçimizdeki Şeytan'ı hemen hemen herkes severek ve beğenerek okuduğunu söylüyorlardı ama ben hafta da zar zor bitirdim. Zaman zaman akıcı olan kitap zaman zaman da ağır ilerledi.
268 syf.
·4 günde·8/10 puan
Kitap;ilk sayfasından itibaren okuyanı,o naif dili ile kucaklıyor.Betimlemeler,sözcükleri kullanma ustalığı;ana kahraman ile okuyanı birbirine bağlıyor.O kadar bağlıyor ki;''Ne yaptın Ömer'' derken yakalıyorsunuz kendinizi sayfaların içinde...
Sonra durup,içinizdeki Ömer'leri düşünüyorsunuz.Kişiliğinizdeki bölünmüş tarafları.Ya da kimbilir hangi insanın Ömer'liğine kurban vermiş olduğunuz güven kayıplarını,yıktıkları inançları.Veznedarın başkasını kurtarmak uğruna kendini yakan tarafınızla,Nihat gibilerin akbabalığı arasında bölünüyor fikirlerinizin yamaçları.
Macide'nin ''seni seviyorum,neden sevdiğimi bilmeden''cümlesi ile,hüzünle yad ediyorsunuz masumiyetinizden geçen şeytanları.
İçimizdeki şeytan...Unutmayacağım kitaplardan...
256 syf.
·9/10 puan
İnsanın iç dünyasının ve en büyük savaşın kendimizle yaptığımız savaş olduğunu gayet “fevkalede” bir dille anlatan bir kitap........
268 syf.
·41 günde·Beğendi·9/10 puan
Ne diyeceğimi veya ne yazmak istediğimi uzun uzun düşündüğümü soyleye bilirim bu satırlara başlamadan evvel.
Ama icimizdeki şeytan sabahattin ali' nin kalitesiyle fevkalade bir roman diye biliirm.öğrendiğim ve çıkardığım özetle diye bileceğim kisa özetle, icimizdeki şeytanı biz elimizle kendi icimize bıraktığımız düşüncesiz duygular diye bilirim.
Şimdi omerin icindeki şeytan mecida yi sevmedi mi yoksa ona karşı ömeri tetikledimi ! Hangisi ? Üzüldüm üzüldüm bir his bir duygu uğruna bir kızın, bir insanin uzuluşüne üzüldüm.okumanizi tafsiye ederim
268 syf.
·9 günde·Beğendi·10/10 puan
“Etrafın seni sıktığı zaman kitap oku… Ben şimdiye kadar her şeyden çok kitaplarımı severdim. Bundan sonra her şeyden çok seni seveceğim ve kitapları beraber seveceğiz. İnsan muhittin bayağı, manasız, soğuk tesirlerinden kurtulmak istediği zaman yalnız okumak fayda verir. Bana en felaketli günlerimde kitaplarım arkadaş oldu. Fakat bu yetmiyor şiirlerimde de gördün ki, kitaplara rağmen çok ıstırap çektim. Çünkü candan bir insanım yoktu. Sen benim yarım kalan tarafımı ikmâl edeceksin.”
Bu satırlar; babasının subay olması nedeniyle Çanakkale savaşınında tanığı olan, o savaştan derin yaralar alan ve izlerini uzun süre taşıyan çocuklardan Sabahattin Ali’ye aittir. Sosyalist düşüncelerinden dolayı memleketinde yaşam hakkı tanınmayan, mesleğinden ihraç edilmekten tutunda, "Aldırma Gönül" ya da diğer adıyla "Hapishane Şarkısı V" gibi şiirlerin yazılmasına vesile olan cezaevlerine atılmasına kadar, en sonunda da Kırklareli’nde bir ormanda katledilerek öldürülen ve tarihe “Cumhuriyet tarihinin faili meçhul aydın cinayetlerinin ilki” olarak geçen 41 yıllık çileli bir hayat öyküsüdür Sabahattin Ali.
Pekiyi yazılmasının üzerinden 73 yıl geçmesine rağmen kitap raflarında ilk sıralarda yer alan ve yıllardır çok satanlar listesinden düşmeyen Kürk Mantolu Madonna çok güzel bir aşk hikayesi olduğu için mi bu kadar seviliyor? Hayır. Kürk Mantolu Madonna; işte bu hala aydınlanamamış, katledildiğinde üzerinde bulunan eşyaların bile köylülere satıldığı faili meçhul cinayet için, Türk halkının Sabahattin Ali’den özür dileme şeklidir. Hani günümüzde her faili meçhul cinayetin, her bombalı eylemin, her şehit haberinin ardından “unutmadık unutturmayacağız” dediğimiz sahip çıkma şeklidir. Utanç müzesinde anıtı dikilmesi gereken insanlardan biridir Sabahattin Ali. Pardon utanç müzeleri; böylesi katliamları unutturmamak adına yabancı ülke devletlerinin açtığı müzeydi. Bizim ülkemizde unutturmamak adına bir şey yapılması şöyle dursun bir önceki katliam unutulsun diye yeni katliamlar yapılıp halk katliamlara alıştırılıyordu. Utanç müzesi bizim ülkemizde bu nedenden yok, bu da bizim utancımız olsun!!
Sabahattin Ali; daha önceki yazdıklarına bakılarak, en verimli döneminde öldürülmeyip daha fazla eser yazmasına izin verilseydi kültürel yaşamımız nasıl etkilenirdi sorusunu sorduran edebiyatçı olarak akıllarımızda kalacak. Ancak elimizde var olan Kuyucaklı Yusuf , İçimizdeki Şeytan ,Kürk Mantolu Madonna gibi 3 romanı, Değirmen, Kağnı, Ses, Yeni Dünya ,Sırça Köşk gibi öyküleri, birçok deneme, tiyatro, çeviri ve her biri; hikâyesi olan dilimize pelesenk olmuş şiirlerinden benim de ”eşkıya dünyaya hükümdar olmaz, çocuklar gibi ve ben sana vurgunum” gibi severek dinlediğim şarkı dizelerinin sahibidir.
Türk edebiyatındaki yerini anlatmakla ifade edemeyeceğim bu önemli yazarımızı anlatmaya neden “etrafın seni sıktığı zaman kitap oku” satırlarını içeren yazısıyla başladığıma gelince; bu satırlar benim anlatmakla ifade edemeyeceğim ama kendisinin içinde bulunduğu sosyolojik ve psikolojik durumunu, hayata bakışını ve en önemlisi neden kitap okumamız gerektiğini anlatan satırlar. Bazı kaynaklara göre Ali’nin kitap okurken öldürüldüğü söylenir. Bu ülkede bir zamanlar ölürken bile kitap okuyan, Cemil Meriç gibi okumaktan gözleri kör olan insanlar varmış. Mış diyorum çünkü elimdeki son verilere göre "Japonya'da yılda kişi başına düşen kitap sayısı 24, Fransa'da 14, Türkiye'de ise bir yıl içinde bir kitaba düşen kişi sayısı 6… Ve çok acı bir gerçek daha var. Türkçede 111 bin sözcük bulunmasına rağmen biz günlük hayatımızda bunun 200’ünü kullanıyoruz. Diğer gelişmiş ülkelerde bu sayı 600 den fazla. Bu ne demektir kullandığımız sözcük kadar sayısı kadar kendimizi ifade edebiliyoruz, etrafımızda olan biteni de bu kullandığımız sözcük sayısı kadar algılıyoruz. İşte ülke olarak, üçüncü dünya ülkesi sanılmamızın ya da şöyle söyleyeyim; iddia edildiği gibi birinci dünya ülkesiysek neden bundan eminmişiz gibi davranamayışımızın nedeni bu. “Osmanlı torunuyuz dünyada bir adımız şanımız var” safsataları ülke milletinin aydınlanmamasını, sığ kalmasını isteyen kendi çıkarları adına çalışan kişilerin uydurması. Evet dünyada ülkeleri sıralamasında; trafik kazalarıyla, işçi ölümleriyle, kadın cinayetleriyle, çocuk ölümleri ve tecavüzleriyle her yıl ilk sıralarda olmak gibi bir adımız var. İnsanlığımızın, vicdani değerlerimizin yerlerde olduğunu söylemiyorum bile. Benim baktığım yerden bu ülke; siyasetinden ekonomiye, sağlıktan eğitime ve en önemlisi beşeri ilişkilerimiz neresinden bakarsan bak tam da üçüncü sınıf ülkesi gibi durduğumuz yönünde. Bunun nedeni işte bu kullanmadığımız sözcükler, sınırlı düşünceler yani okumayan bir toplum oluşumuz.
Sabahattin Ali ile ilgili aktarmak istediğim çok bilgi var. Mesela büyük dedesinin asıl adı Karl Detroit olan Mareşal Mehmet Ali Paşa olduğu ve bu soyağacı kütüğünün Sabahattin Ali ile Nazım Hikmeti birbirine bağladığını es geçemem. Niye bu önemli detayı es geçemem çünkü Sabahattin Ali’nin yazmasına vesile Nazım Hikmet’tir. Sabahattin Ali’nin ve edebiyatımızın içerik olarak ilk Anadolu romanı olan Kuyucaklı Yusuf içinde Nazım’ın da bulunduğu bütün devrimci yazarların toplandığı Resimli Ay dergisinde basılmıştır. Ali’nin Kuyucaklı Yusuf kitabındaki en önemli detay babasının ölümünden sorumlu tuttuğu annesini kitabın kötü karakterlerinden Şahinde hanımdan yansıtması. Kürk Mantolu Madonna kitabında ise, kadınların bir erkekte görmek istedikleri aşk anlayışını Raif Efendide yansıtıp yine bu büyük aşka rağmen sevdiği kadının Maria Puder’in peşinden gitmeyen Raif efendiyle birlikte romanı basit bir aşk romanından çıkartıp ardından “aşk, kavuşmanın engellenmesi ile hikayeye dönüşür” felsefesinin vurgulanmasına neden olan Kürk Mantolu Madonnaya dönüştürür.
İçimizdeki Şeytana gelecek olursak; henüz okumamış ve okumak isteyen okurlar için aşk, para, faşizm, ahlak, müzik, sanat gibi kavramlarla kurgulanmış kitabın olay örgüsüyle ilgili spolier vermemek adına karakterlerin özelliklerine değinmeden geçmek istiyorum ancak şunu belirtmekte fayda var kitaptaki karakterin her biri aslında Sabahattin Ali’nin ta kendisi. Kendi yalnızlığı, kendi güçsüzlüğü, kendi iç dünyasındaki kavgaları, kendi şeytanı… Diğer önemli bir detay da kitaptaki karakterler aracılığıyla 1940’lı dönemin Peyami Safa, Necip Fazıl gibi sağ kesimi temsil eden, Hüseyin Nihal Atsız gibi ırkçı-Turancı dünya görüşüne sahip aydınlarına “aydınların ne kadar aymaz ve vurdumduymaz bir tutum içinde” oldukları mesajını vererek üzerine alınan kişiler tarafından da eleştiri oklarının hedefi olması. Psikolojik roman özelliği taşıyan kitap karakterler üzerinden sadece o döneme mahsus kalmayan toplumsal yapı ve karakterlerin iç dünyasına yaptığı yolculuklarla Anadolu insanına dair ipuçları vermektedir.
Kitaptaki diyaloglardan benim çok beğendiğim bence özellikle dikkat edilmesi gereken iki yer var. Birisi Ömer’in Macide’ye aşkını ilan ettiği bölüm, diğeri ise veznedar Hafız Hüsamettin beyin Ömer’le konuştuğu yer var ki insanlık manifestosu niteliğindedir. Sanırım unutamayacağım satırlardan biri. Bu kitabı okuduktan sonra tokat yemiş hissine kapılıyorsunuz. Kişiyi; erdemli olma çabasında bir şeylerin eksik kaldığı konusunda iç hesaplaşmalara itiyor. Kısa ve net kitabı okuduktan sonra kendi kendime dedim ki: “Masum değiliz hiç birimiz.”
Sabahattin Ali’nin kitaplarında tasvir gücünü ve imgelerini görmemek imkânsızdır fakat kitapları roman edebiyatımızda öncü eserlerden olması nedeniyle Ali'nin -romanın akışını keserek söze karışması - gibi eksiklikleri vardır. Yine de cumhuriyetle birlikte gelen dili sadeleştirme ve yayma eğiliminden başarılı çıkmıştır. Türkçeyi en iyi kullanan yazarlarımızdandır. Cümlelerini anlaşılır, dil bilgisi kurallarına dikkate alarak kısa cümlelerle ve yalın bir dille anlatır. Kitaplarını, okuyucuyu sıkmadan hikayenin içindeymişsiniz hissine kapılmanızı sağlayacak muazzam güzellikte anlatır. Kitaptan sürekli gözlerinin içi parlayarak bahsederek beni bu kitabı okumaya teşvik eden sevgili dostum Ali Uçar'a ve kitabı hediye eden yine çok sevgili dostum Ali Fuat Bektaş'a teşekkür ediyorum.
Kitaptan Altını Çizdiklerim:
- İnsanların en zayıf tarafları, sormadan, araştırmadan, düşünmeden, kafalarını patlatmadan inanmak hususundaki hayret verici temayülleridir. Dünyadaki yalancı peygamberleri yetiştirmek ve beslemek için en iyi gübre, işte bu bilmeden inanmak için çırpınan kalabalıktır.
- Günün birinde ya çıldıracağız, ya da dünyaya hakim olacağız. Şimdilik bir rakı parası bulmaya çalışalım ve parlak istikbalizin şerefine birkaç kadeh içelim.
- İsteyip istemediğimi doğru dürüst bilmediğim, fakat neticesi aleyhime çıkarsa istemediğimi iddia ettiğim bu nevi söz ve fiillerimin daimi bir mesulünü bulmuştum: Buna içimdeki şeytan diyordum, müdafaasını üzerime almaktan korktuğum bütün hareketlerimi ona yüklüyor ve kendi suratıma tüküreceğim yerde, haksızlığa ve tesadüfün cilvesine uğramış bir mazlum gibi nefsimi şefkat ve ihtimama layık görüyordum. Halbuki ne şeytanı azizim, ne şeytanı? Bu bizim gururumuzun, salaklığımızın uydurması… İçimizdeki şeytan pek de kurnazca olmayan bir kaçamak yolu… İçimizde şeytan yok… İçimizde aciz var… Tembellik var… İradesizlik, bilgisizlik ve bunların hepsinden daha korkunç bir şey: hakikatleri görmekten kaçmak itiyadı var…
- İyilik demek kimseye kötülüğü dokunmamak değil, kötülük yapacak cevheri içinde taşımamak demektir...
-... lakin hilkat bize bu felaketi hafifletecek bir vasıta vermiş : etrafı çeşmi ibretle temaşa kabiliyeti..
268 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10 puan
Beni anlatıyormuş gibi okudum. Ömerin hayatı sürükleyici aşkı da muazzam .. Macidenin yaşadığı olaylar üzücü. Kısacası merak uyandıran kitap ve sürükleyici.
Sabahları kalktığı zaman “bugün de her gün gibi. Niçin uyandım? Niçin bana kendimi unutturan uykum sürüp gitmedi? demeyecek, sokaklarda yürürken ayakları isteksiz şekilde kaldırımlarda sürüklenmeyecekti...
Nasıl muhtaç olduğumuz havayı istemem demeye, mekan içinde bir yer işgal etmekten vazgeçmeye kuvvetimiz yoksa, bize verilen bir aşkı almamaya da iktidarımız yoktur.
Demek hayat böyle iki adım ilerisi bile görülmeyen sisli ve yalpalı bir denizdi. Tesadüflerin oyuncağı olacak olduktan sonra ne diye irademiz vardı ?
Sabahattin Ali
Sayfa 41 - Yapı Kredi Yayınları
İnsan dünyaya sadece yemek, içmek, koynuna birini alıp yatmak için gelmiş olamazdı! Daha büyük ve insanca bir sebep lazımdı.
Sabahattin Ali
Sayfa 188 - Yapı Kredi Yayınları
Dünyada şimdi onunla yan yana bulunmamamız kadar mantıksız ve lüzumsuz ne vardır acaba ? Hayat bir tesadüfler silsilesi imiş, ala! Fakat tesadüfün de kendine göre bir mantığı olmalı değil mi ya ?
Sabahattin Ali
Sayfa 76 - Yapı Kredi Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İçimizdeki Şeytan
Baskı tarihi:
1 Mayıs 2019
Sayfa sayısı:
304
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750739231
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Halbuki ne şeytanı azizim, ne şeytanı? Bu bizim gururumuzun, salaklığımızın uydurması... İçimizdeki şeytan pek de kurnazca olmayan bir kaçamak yolu... İçimizde şeytan yok, içimizde acz var... Tembellik var... İradesizlik, bilgisizlik ve bunların hepsinden daha korkunç bir şey: Hakikatleri görmekten kaçmak itiyadı var...
İçimizdeki Şeytan’da Sabahattin Ali, genç bir ülkenin aydın sınıfının büyüme sancılarını, değişen yargılarını ve yaşadığı çatışmaları gözler önüne seriyor.

Kitabı okuyanlar 95,7bin okur

  • Birsen şahin
  • yasemin
  • irem
  • Furkan
  • I m ruined
  • Dilan Aydın
  • Sevgi Yüksel
  • Abbas Kılınç
  • behzatusta
  • ceren köşker

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%18.8
13-17 Yaş
%17.5
18-24 Yaş
%23.9
25-34 Yaş
%16
35-44 Yaş
%9.4
45-54 Yaş
%10.6
55-64 Yaş
%1
65+ Yaş
%2.9

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%69.4
Erkek
%30.6

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%1.7 (427)
9
%1.5 (359)
8
%1.6 (397)
7
%0.7 (171)
6
%0.3 (68)
5
%0.1 (33)
4
%0 (10)
3
%0 (10)
2
%0 (7)
1
%0 (2)

Kitabın sıralamaları