kişinin kafa yapısı bugün cahiliye dönemine ait verilerle düşünmeye şartlanmış bulunuyor. Gerek bireysel olarak gerek toplum hayatında öyle tevillere başvuruluyor ki, bu düşünce tarzının ve bu yaşama biçiminin İslâmi olmadığı çoğu kez fark edilmiyor bile.
Müslüman yaşadığı çevrede kendi kültürünü dışa vurmadıkça, din, herhangi bir felsefi akideden daha fazla bir anlam taşımaz. Oysa dinin alametifarikası yaşanan bir inanç bütünü olmasıdır, yoksa salt filozofik bir akide, rastgele bir telakki tarzı olması değil...
Kendine Müslüman'ım diyen biriyle bir başkasının gündelik tutum ve davranışı arasında fark olmadığını gözlemleyenin zihninde, acaba Müslüman denilince nasıl bir görüntü doğuyor? Nitekim günümüzde Müslüman'ın gündelik yaşantısına bakan biri, dış görünüşlerde, tavır ve hareketlerde böyle bir farkı kolayca yakalayamaz. Önemli olan kafa yapısıdır deyip geçilebilir mi?
İstenen en mükemmel şey ise, nimetin bizzat kendisi değil, o nimeti elde etmenin doğru ve kusursuz bir yolunu bulmada Allah'ın yardımıyla başarı nasib etmesidir. Çünkü bir nimetin doğru yolunu bulmak onu her zaman bulmak demektir.