Yeni güzel anılar biriktirmek istemiyorum artık, sonra bana acı vereceklerini düşündüğüm için. Artık en mutlu anlarımda bile bu korku sarıyor beni. Oysa ki o anda mutlu olursam, sonra o mutlu anılar benim için yalnızca hüznü ifade etse de, hislerim bu şekilde dengelenir ve beni üzemez diye düşünmeye çalışıyorum. Kendimi mi kandırıyorum yoksa? Böyleyse bile, yani kendimi kandırıyorsam ve acı daha ağır basıp üzerse, yine de bir zamanlar mutlu olduğum günler de var olmuş olur en azından. Merak ettim ama anımsayamıyorum bir türlü acaba ne zaman başladı bu korkum, en son bu korku olmadan mutlu olduğum şey neydi, birden mi oldu yoksa bir birikim sonucu mu? Niye merak ettim ki zaten, boş ver.
Biliyor musun, ben şu sürekli üzerine sözler yazılan "Umutlar ölmez" cümlesinin doğru olduğunu öğrendim. Hayır hayır kimse yalan söylemesin, kendini kandırmasın. Gerçekten ölmüyor umutlar. Ama bazen azalıp artabiliyor, ya da sen yok olduğunu düşünüyorsun. Yok olduğunu düşündüğümüz şeyler gerçekten de yok mudur her zaman?
Umut ansızın konuverir en güzel, en narin kelebekler gibi, düşündüğün o güzel çiçeğe.
İnsanlar ne kadar da tuhaf, değil mi sence de? Bazı insanlar senin düşündüğün o en güzel çiçeği hiçe sayar, umrunda olmadan koparıp atar. Hatta bazen bu çiçeği birlikte düşünüp, sulamışsınızdır hayallerinizde ama o kendi emeğini bile hiçe sayar. Sonra kelebek konacak yer bulamaz, sen yeni bir çiçek hayal edene kadar. Ama ölmez, o sadece yeni bir çiçegi bekler konmak için. Sen öfkelenip öldürmek istersin belki de o kelebeği. Ama o, sen öldürmek istedikçe güçlenir.
Ben şimdi kelebeğim uyusun istiyorum bir süre. Ben yeni bir çiçek hayal edebilecek duruma gelene kadar. Çünkü ben çiçeğime üzüldüğüm kadar kelebeğime de üzülüyorum. Ve biliyorum, kelebeğim de yorgun, yeni bir çiçeğe konamayacak