Ah, o zaman Süreyya bu kadının kalbinde nasıl bir acı volkanı olduğunu hissetse, gelip gözlerine bakarak, "Yine gidiyor musun?" diyen dudakların nasıl bir, "Yok gitme,ölüyorum" diye ağlamak ihtiyacıyla titrediğini fark etseydi...
Bu Necip'in Suat'ta sahip olduğu yegane şeyin varlığıydı, bu kendisine daima sinesinin nefesi gibi gelmişti, bu ne bir çiçeğin ne bir yaprağın kokusunun özüydü, bu bilinen hiçbir kokuyu andırmaz can yakıcı bir koku, bir şey, bir nefesti ki Necip onun ruhunun kokusu zannediyordu.