'Kendine değer vermeyi unutma. Yaşamış olduğun her şeyden kendini sorumlu tutma. Sadece kendin ol, kendin olunca sen daha mutlusun, daha özgüvenlisin, daha sensin. En azından kendi kararların, kendi seçimlerin, kendi yanlışların. En azından...
Kaybolmuş olmazsın en azından, yitik olmazsın, karışık olmazsın, bir şeyler yanlış gidiyor hissine kapılmazsın hep..
Kendin olursan, ayağın yere sağlam basar. Kolay kolay yıkılmazsın. Kimse kolayca üzemez seni, kimsenin dedikleri öylece kafanın içine girip yerleşemez, sana yaklaşamaz o kadar. Belki işte o zaman hayatta seni olduğu gibi kabul eden birileri olur, sana kucak açan, sana sevgiyle bakan , onu kaybetme.' Öyle, söylemek istedim.
'Bağımlılığın her türlüsü sahibine türlü maskaralıklar ettirir. Özellikle aşk ve sevda , insanı hepsinden fazla maskara eder..' Mânâsını iyi anladınız ya?
Örnek vermem yanlış ama, 100 yıl önce acılar içinde şehit olmuş gibi kemiklerimle toprak tozlarının karıştığı yerde yatıyorum. Sanki 100 yıldır sessiz sakin. Mezarı belli olmayan bir yol üzerinde. Üstüme basılıp geçiliyor sanki, sadece yaralarım taze, sızım sızım sızlıyor sanki, 100 yıldır..