Bizim peygamberimizle Kur'an arasındaki ilişkiye dair vurguladığımız en önemli hususlardan biri Kur'an'ın onun kalbine indirilmesidir ki bu ayette de sabittir. Bunun çok özel bir anlamı vardır. Vahyin onun kalbine indirilmesi, kalbin insan benliğinde manevi Dünyanın merkezi olması sebebiyle, Kur'an'ın Aslında onun karakterine inmesi anlamını taşır. Böyle olunca Kur'an'ın temel özellikleri Peygamberimizin karakter dünyasında vücut bulmuş ve böylece onun ahlakını Kur'an yapmıştır. Vahyin onun kalbinin inmesi ile Kur'an'ın her bir özelliği Peygamberimizin şahsiyetinde bir karakter özelliği olarak tecelli etmiştir.
Bütün insanlarda bir acıma duygusu vardır; İnsan doğduğunda bu acıma duygusunu içinde bulur. Başka bir deyişle insan bu acıma duygusuyla dünyaya gelir. Yani biz Doğduğumuzda bazı duygulari içimizde fitri bir şekilde hazır bulduk. Ister Mümin ister kafir olsun, hangi milletten olursa olsun, hangi zamanda yaşarsa yaşasın, insanın fıtratındaki bir acıma duygusu Allah'ın Rahman oluşunun bir tecellisidir. Her insan ve hatta her canlıya yerleştirilen bu duygu, bütün canlilarin tek bir kaynaktan varlık buldugunun en önemli göstergelerinden biridir. Yani hem insanda hem de hayvanda görülen merhamet duygusu onlari var eden ve kendisi de Rahman olan Allah'ın bir izi, emaresi, işareti ve ayetidir.
‘Esselamu aleyküm ve rahmetullah’ diyerek sağa ve sola selam verdiğimizde yeni bir namaz, daha doğrusu namazın yeni bir boyutu başlar. Selam namazın boyut değiştirmesidir. Selam namazı bitirmez namazı hayata taşır. Yeni bir ortama girerken Selam veririz. Namazın sonundaki selam da aslında namazdan çıkışı değil namazla hayata girişi ifade eder.