Sadık DEMİRBAŞ

Sadık DEMİRBAŞ
@Sadikbey9
kendime dair, yarın için bir not
T.C. MEB Tarih Öğretmeni
Lisans
1 Nisan 1994
52 okur puanı
Ağustos 2019 tarihinde katıldı
Papanın Türkler aleyhine bir haçlı harekatı hazırlama düşüncesi
Ancak ne bunlar ne de Papa,yaptıkları tahriklerin o an için bir netice vermeyeceğini ve türlü sebeplerden dolayı Avrupa'yı,Osmanlıların karşısına dikmenin mümkün olmayacağını asla anlamamışlardı.Gerçekten böyle bir Haçlı Seferi mümkün değildi.Çünkü onbeşinci yüzyılın sonu ve onaltıncı yüzyılın başlarında yapılmış olan coğrafya keşifleri,denizci devletlerin dikkatlerini başka tarafa yönetlmişti.
Sayfa 229·Kitabı okudu
Tarih
Reklam
Mekke ve Medîne'deki fakîrlere dağıtılmak üzre Mısırlı iki kadı ile "iki yüzbin dînâr-ı kâmilü'l-ayâr" ve atıyyât irsâl buyurdu.Onun gönderdikleri daha önceki Osmanlı hükümdarlarının gönderdikleri ile ölçülemeyecek kadar büyüktü.Fakat O,bunlarla da yetinmeyerek Mekke ve Medîne için pirinç ve buğday da göndermişti.Hiçbir hükümdarın şimdiye kadar göstermediği bu cömertlik bu bölge halkının Yavuz'a karşı sevgilerini artırmış,hele ulemâ ve sâdât'ın kendisine düâ etmelerine sebep olmuş ve bundan sonra Yavuz Sultan Selim,müslümanlarca Halîfe ve imâm olmağa daha çok hak kazanmıştı.
Sayfa 217·Kitabı okudu
Tarih
Eğer Yavuz'u,Mısır'ı almağa tahrik eden sebepler arasında mutlaka dînî bir sebep aramak lâzım geliyorsa o takdirde bu,hilâfet meselesi değil,müslümanlarca mukaddes sayılan bir kısım topraklara,husiyle Mekke ve Medine'ye(Haremeyne)sahip olma meselesidir.Çünkü,bunlardan Mekke , müslümanlığın tebliğe başlandığı ve Hazret-i Peygamber'in,doğduğu , Kâ'be'nin bulunduğu bir şehir,diğeri ise, İslâmiyyetin teşkilatlanarak tutunmasına hizmet,eden Peygamber'in evini,mescidini ve nihayet türbesini içinde bulunduran bir yerdir.Bu itibarla,ötedenberi İslâm hükümdarları bu şehirlere karşı büyük bir saygı duymakta idiler.
Tarih
İşin en karakteristik tarafı Yavuz Sultan Selim'e Halîfe diyenler yalnız Osmanlılar değildi.Çünkü sünnî müslümanlar ve özellikle İran ve Orta Asya'dakiler,Selim'in şahsında İran'da gerçek müslümanlığı ihyâ etmekle mükellef bir islâm sultanlığını ve Halifeliği görüyorlardı.Bundan dolayıdır ki,Çaldıran zaferini müteâkip Tebriz'e girmiş olan Yavuz Sultan Selim'e,Mâverâünnehr ulemâsının aynı fikirleri taşıdığı haberi geldi.1516'da Muahmmed İsfahaâni ona "Hilâfet tahtının Sultânı"demekle de yetinmiyor ve "şimdiki halde sen kendine has asıl vasıflarla Allah'ın ve Muhammed'in Halifesisin"diyordu.
Sayfa 215·Kitabı okudu
Tarih
Hilafet Meselesi
İstanbul'a gönderilen Halîfe Mütevekkil'in bir takım uygunsuz hareketleri,habse atılmasına sebep olmuştu.Ancak,Kanûnî Sultan Süleyman'ın cülûsundan sonra tevkifhâneden çıkarılan ve Kahire'ye dönmesine müsade edilen Mütevekkil'in orada yeniden Halife olarak vazife gördüğü ve bu göreve,ölüm tarihi olan 1543 yılına kadar devam ettiği,hattâ hâin Ahmed Paşanın kendi sultanlığının tasdiki hususunda bu zatı ve dört mezheb kadılarını zorladığı bilinmekte , bu itibarla da hilâfet'in,Mısır veya İstanbul'da Yavuz Sultan Selim'e terk edildiği iddialar bir takım zayıf rivâyetlerden öteye geçememektedir.Esasen,hilâfet meselesine o kadar ehemmiyet vermediği anlaşılan Yavuz'un,hüküm sürdüğü topraklar üzerinde yapmakla mükellef olduğu o kadar çok işler vardı ki,bunları bir tarafa iterek hilâfet hakkında şerîat kitaplarında mevcud olan ve birbirlerine uymayan karışık hükümleri tartışacak veya bunlarla meşgul olacak bir dakikası bile yoktu.Kaldı ki,Osmanlı Sultanlarına daha önceki tarihlerde Halife denildiği ve onların,bu ünvânı kullandıkları anlaşılmaktadır.
Sayfa 212·Kitabı okudu
Tarih
Reklam