Hikâye ederler ki; Ebu'l Leys'ül Buhârî (rahimehullah) hacca giderken cebine iki dirhem koymuş ve; "Mekke yolunda gerek giderken gerek dönerken biri hakkında dedikodu edersem şu iki dirhemi fakirlere dağıtacağım" diye kendi kendine yemin etmişti.
Ebu'l Leys, Mekke'ye vardı, hac görevini yerine getirip evine döndü, fakat iki dirhem hâlâ olduğu yerde duruyordu. Verdiği sözü bilen dostları ona durumu sordular, cevabı şöyle oldu; "Bir kişi hakkında dedikodu edeceğime yüz kere zina etmeyi tercih ederim." (Mazaallah!)
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Peygamberimiz (s.a.v) buyuruyor ki; "Cennette "Efyah" adlı bir nehir vardır. İçinde inci ve yakutlar ile oynayan Allah'ın zaferandan yarattığı huriler vardır. Ulu Allah'ı yetmiş bin dilde tespih ederler, sesleri Hz. Davud'un (a.s) sesinden daha tatlıdır. "Biz namazını huşu ve titizlik içinde kılanlara aidiz" derler. Ulu Allah (c.c) da; "Öylelerini kendi evime yerleştirir ve seni ziyaret edebilenlerden kılarım" diye buyurur."
Nitekim Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyuruyor;
"Yetim tokatlandığı zaman ağlayınca onun sesinden "Rahman'ın Arşı" sarsılır ve Ulu Allah (c.c) meleklerine şöyle buyurur; "Ey meleklerim! Ana-babasını toprak altında gizlediğim şu yavruyu kim ağlatıyor?"
"Bana salât-ü selâm getirmeyi unutanlar, Cennet'in yolunu bulamazlar."
“Hz. Muhammed Mustafa (sav)”
Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala Ali seyyidina Muhammedin ve sahbihi ve sellim.
Rivayet edilir ki, Malik İbn-i Dinar (rahimehullahu) bir gün Basra çarşısında gezinirken gözü incire takılır, canı çeker. Yanında parası olmadığı için ayağındaki terliği çıkararak bakkala verir, "Karşılığında bana incir ver!" diye teklif eder. Terliği gözden geçiren bakkal; "Bu hiçbir şey etmez" der. Malik de geçer gider.
Bakkal'a; "Bu adamı tanıyor musun?" diye sorarlar. Bakkal; "Hayır!" der, ona; "Bu adam Malik İbn-i Dinar'dır" derler. Bunun üzerine bakkal bir tabağa incir doldurarak kölesinin başı üzerine
yerleştirir ve; "Şu ileride yürüyen adam bu incir tabağını senin elinden almayı kabul ederse seni azat edeceğim" der. Köle, Mâlik'in peşinden koşar, yetişince ona; "Bu incir dolu tabağı benim elimden almayı kabul buyur" der, Mâlik reddeder. Bunun üzerine köle: "Kabul etmen benim azat edilmemi sağlayacaktı" der. Malik, köleye; "Senin azat edilmeni sağlayacak ama benim de azaba çarpılmamın sebebi olacak."
Kölenin daha da ısrar etmesi üzerine Malik ona; "İncir karşılığında dinimi satmamaya ve kıyamet gününe kadar incir yememeye yemin ettim" diye karşılık verir.