" Okula giden öğrenciler yakacaklarını da kendileri götürürlerdi. Her öğrenci her gün bir odun götürmek zorundaydı. Ablalarım okula odun götürdüklerinde babamdan, götürmediklerinde de öğretmenden dayak yerlerdi. "
...Ağlamak mı dedin? Ne münasebet! Ağlayana karı derler.Erkek kısmı ağlamaz. Ya ne yapar? Küfür eder.
- Yahu. Bak hava ne kadar güzel.
- Havanın da...
- Gazeteyi okudun mu?
- Gazetenin de...
- Senden bahsediyorlar ama.
- Edenin de...
( Alıntıyı yorumlamayı size bırakıyorum. )
Ama bu hayatta hiçbir şey uzun sürmez; ikinci kez duyduğu mutluluk da, ilkine oranla pek cansızdı.Üçüncü
kez duyacağı mutluluk biraz daha zayıflayacak, en sonunda da yok olup gidecekti. O da eski ruh haline dönecekti, tıpkı taşların suda sektirilmesiyle oluşan halkaların bir süre sonra kaybolması gibi...