Ne yazık ki,insan kendini olduğu gibi sözcüklerin içine koyamıyor; koyabilse ne iyi olurdu,karşı gelindi mi,sözcükler savunurdu kendini ya da yok olurdu.
Beni sana getirecek bir yola çıkmak üzereyken "gelmiyorum" sözüne çarpıyorum şimdi,sendeliyorum elbet.
Bir çırpıda yüreğimle açtığım bu yolu kapatmak,ağır ağır dönmek,vazgeçmek zor geliyor biraz,elbet yüreğim sızlar.
1899-1961 yılları arasında yaşayan,Server Bedi takma adıyla romanlar kaleme alan yazarımız Peyami Safa,çoğu romanının asıl özü olan doğu-batı,eski-yeni hayat tarzlarının yarattığı çatışma bu defa da Çanakkale'den gazi olarak dönen Nihad'ın yaşamında hayat buluyor.
Romanda 1920 li yıllara gidip o zamanın insanıyla tanışıyorsunuz.Tabi o zamanın hayat tarzı size tanıdık gelse de çokça Osmanlıca ve Arapça kelimeler kullanıldığı için dili size biraz yabancı kalabilir.
Olay örgüsü bence güzel seçilmiş.Fakat yazar sona doğru sadece Nihad'ın değil diğer kahramanların da iç muhasebesini kaleme almış olsaydı farklı insan tasavvurlarına daha yakından şahit olabilirdik diye düşünüyorum...