Hatice Baysal

Başıma gelenleri değiştiremezdim veya başkalarının yaptıklarını kontrol edemezdim ama kendi yaptıklarımı kontrol edebilirdim. Sahip olmak istediğim geleceği şekillendirebilirdim.
Sayfa 388 - Martı Yayınları·Kitabı okudu
Reklam
Aniden gelen gözyaşlarımı geri gönderdim ve yüzüme bir gülümseme yerleştirdim. Gülümsemeler beni zor zamanlardan kurtarmıştı. İnternette, o anda mutsuz olsanız bile yapacağınız gülümseme eyleminin, beyninizi mutluluğa neden olan hormonları salgılaması için kandırarak ruh halinizi iyileştirebileceğini okumuştum. Bu yüzden, küçükken her zaman gülümserdim ve insanlar muhtemelen benim deli olduğumu düşünüyordu. Ama bu, asla içinden çıkamayacağım kadar derin bir karanlığa batmaktan daha iyiydi. Kendi kendime gülümsemek çok zorlaştığında ise "mutlu" olmak için başka nedenler bulurdum. Fırtınadan sonraki gökkuşağının güzelliği, çok iyi pişmiş bir kurabiyenin tatlı tadı ya da parıldayan şehirlerin ve destansı manzaraların muhteşem fotoğrafları gibi. İşe yarardı... çoğunlukla.
Sayfa 246 - Martı Yayınları·Kitabı okudu
En sessiz, en çekingen olan insanların çoğu zaman en iyi portreleri verdiklerini öğrenmiştim çünkü konuşmaları gerekmiyordu, hissetmeleri gerekiyordu. Duygularını her gün şişeleyip saklayanlar; onları en güçlü hisseden ve en zoru sevenlerdi
Sayfa 168 - Martı Yayınları·Kitabı okudu
Yapabileceğiniz en büyük fedakârlık; bir şey uğruna yaşamak, onun benliğinizi tüketmesine ve sizi hiç tanımadığınız bir hale dönüştürmesine izin vermekti. Ölüm unutulurdu; yaşamak ise mutlak olan şeydi, var olan en sert gerçekti.
Sayfa 150 - Martı Yayınları·Kitabı okudu
Birini gerçekten çok iyi tanıdığınızı sanıyordunuz ama sonra, onu aslında hiç tanımadığınızı kanıtlayan bir şey oluyordu.
Sayfa 139 - Martı Yayınları·Kitabı okudu
Reklam