Evden dışarı çıkmayı istemiyordum çünkü dünya artık âdem as ve Havva as’ in dünyası değildi, sokaklar, çarşılar, pazarlar çok değişti dağlar aynı dağlar, fakat dağlar yanıyor.
Kuşların geldikleri yerlere baktım çoğu zaman, hiç biri memnun değillerdi. Ya bir çirkinlik gördüler kaçtılar yada kaba saba bir avcının, hadsiz hudutsuz arzularından korktular.
Bir sarı yaprak gibi düştü gönlüm yoluna,
Buğulu gözlerimden geçmediğin gün olmaz:
Benim kadar titremez hiç bir yiğit oğluna,
Hiç bir ana kızına bu kadar düşkün olmaz.