Ne tür bir evlilikleri olduğunu ve neden ilk bölümü seç miş olduğu o cümleyle bitirdiğini merak ediyordum. “Ta ki o, ona benden daha çok anlam ifade eden tek şeyi keş fedene dek.”
"Ve ilk görüşte aşk böyledir. Başlangıçta ilk görüşte aşk değildir, ta ki ilk görüşte aşk olması için o kişiyle yeterince vakit geçirene kadar. Üç gün dairesinden çıkmadık. Çin yemeği söyledik. Seviştik. Pizza sipariş ettik. Seviştik. Televizyon izledik. Seviştik. ikimiz de pazartesi günü hastayız diyerek işten izin aldık. Sah günü geldiğinde takıntılı hâle gelmiştim. Gülüşünü, penisini, ağzını, becerisini, hikâyelerini, ellerini, özgüvenini, nezaketini, yeni ve yoğun olarak hissettiğim onu memnun etme ihtiyacını takıntı yapmıştım."
"Bir insan, bedeninden daha fazlasını kullanınca seksin bu kadar farklı hissettirmesi inanılmazdı. Kalbimi, içgüdü lerimi, aklımı ve umutlarımı dahil etmiştim. O an düştüm. Aşka değil. Sadece... düştüm."
"O an birbirimiz hakkında çok az şey biliyorduk, ama böylesi sanki daha iyiydi. Bir yabancıyla bu kadar derin bir öpücük paylaşmak, “Seni tanımıyorum, ama inanıyorum ki tanısam severdim, ” demek gibi bir şeydi.