Onun baktığı yerden ben bir gökdelenin tepesindeydim ama o nasıl yukarı bakıyorsa ben de başımı eğmiş aşağıyı seyrediyordum. O çıkmak için bir yol arıyordu; ben atlasam ne olur , diye merak ediyordum
“Herkes küçük bir toprak ister kendisi için, küçücük bir arazi yeter de artar bile. Kendisine ait olsun yeter. Ekip biçerek hayatını sürdürebileceği, kimsenin onu bir gün kapı dışarı etmeyeceği bir toprak.”
Ensesi ne kadar güzeldi. Bir ense güzel olabilir miydi? Cidden mi? Neden onunla ilgili şeylerde elim ayağım birbirine dolanıyordu? Bu saçmalıktı, onu tanımıyordum bile! Ve o, beni hiçbir şekilde tanımıyordu. Ama şu an tanımak istediğim tek insan oydu.
Onu sürekli gülümsetmek istiyordu insan. Daha önce hiç, birisinin gülüşünü duymak için komik biri olmayı istememiştim. Daha önce hiç, birisini güldürmek için komik şeyler düşünmemiştim bile.