Bir matlub ki, gurubda gaybubet etmeye mahkûmdur; kalbin alâkasına, fikrin merakına değmiyor. Âmâle merci olamıyor. Arkasında gam ve kederle teessüf etmeye lâyık değildir. Nerede kaldı ki kalb ona perestiş etsin ve ona bağlansın kalsın.
Güzel değil batmakla gaib olan bir mahbub. Çünki zevale mahkûm, hakikî güzel olamaz. Aşk-ı ebedî için yaratılan ve âyine-i Samed olan kalb ile sevilmez ve sevilmemeli.
Madem hakikat böyledir; gel ey hayata çok müştak ve ömre çok talib ve dünyaya çok âşık ve hadsiz emeller ile ve elemler ile mübtela bedbaht nefsim! Uyan aklını başına al! Nasılki yıldız böceği, kendi ışıkçığına itimad eder. Gecenin hadsiz zulümatında kalır. Bal arısı, kendine güvenmediği için, gündüzün güneşini bulur. Bütün dostları olan çiçekleri, Güneşin ziyasıyla yaldızlanmış müşahede eder. Öyle de: Kendine, vücuduna ve enaniyetine dayansan; yıldız böceği gibi olursun. Eğer sen, fâni vücudunu, o vücudu sana veren Hâlıkın yolunda feda etsen, bal arısı gibi olursun. Hadsiz bir nur-u vücud bulursun. Hem feda et. Çünki şu vücud, sende vedia ve emanettir.
Ey Ma'bud, Hu ve Hayre'l-Halıkîn! Bütün rızıkların, tüm güzelliklerin O'nun cömertlik hazinesinden gelişerek gelen Cevad isminle Sana yalvarıyorum!
Her cihetten gelen düşmanları ancak Senin yardımınla defederiz. Sen de Ism-i A'zamının tecellisiyle onları savar ve darmadağın edersin.
Ey Celal sahibi olan Allah'ım! Çöl kelelerinin gelip kendisine şikayette bulunduğu zatın (sav) hürmetine sen düşmanlarımızı rahmetinden mahrum et.!
Celcelûtiye Kasidesi