Bu kitabı okumadan önce acaba yazar neden bu başlığı koymuş, kitabın vermek istediği ne olabilir ki böyle bir başlık seçmiş diye düşündüm. İnsanlar nerede yaşarsa yaşasın, ister köyde, ister şehirde içinde olan çeşitliliğin ya farkında ya da henüz fark etmemiş olduğunu anladım. Ne kadar çok gelişmişlik görürsek ihtiyaçlarımız o doğrultuda türüyor. Doğu'da yaşayan bir vatandaş Batı'ya yerleşse ilk başta uyum sağlamak için zorluk çekecektir. Ancak alıştıktan ve ihtiyaçlarının artmasından ötürü batı dışında başka yerlerde yaşayamaz. Yaşamayı tercih etse bile dediğim gibi çok yönlü bir hayat yaşamayı seviyorsa bir süre sonra rahatsız olacaktır. Neyse fazla uzatmayalım. Şimdi başka bir noktadan bahsedeceğim. Aklıma takılan başka bir husus daha vardı. O da neden bu kadar çok cami yaptırıyoruz, sorusuydu. Çoğu zaman insanlar yaptıkları işlerin yanında cemaatle yapılan ibadetlere katılım sağlamak istiyorlar. Ancak günümüzde bile bu çok mümkün değil. Adım başı cami olsa ancak mümkün olurdu. Mesele sadece vakit namazları değil, çünkü bunun için mescitler var. Mesele bir toplulukla hareket etmek ve bunun verdiği huzuru tatmak. İş yüküyle veya okul veya başka bir sebepten insan uzak olduğundan camiye gidemiyor. Mescitte tek başına kılıyor. Kendimden yola çıkarak böyle bir yorum getirdim. Çünkü aslında şehirlerin dönüşmesinin bir sebebi de bizim ihtiyaçlarımızdır İçimde Avm Var!
Şehir, çok renkliliği ortaya koyan, insanı var olmak için birtakım rutinlerin köleliğinden, esaretinden kurtaran ve insan doğasında var olan yetenekleri açığa çıkaran bir özgürlük ortamı aynı zamanda...