İçimde Avm Var!

·
Okunma
·
Beğeni
·
982
Gösterim
Adı:
İçimde Avm Var!
Baskı tarihi:
2015
Sayfa sayısı:
208
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786056549717
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Tuti Kitap
Eskilerde kaldı medeniyet tasavvurumuzu yansıtan şehirler… Önce… Daha huzurlu, daha sakin, daha insânî ve daha güvenliydik. Kul hakkı, hizmet, tevazu, merhamet, iyilik, sevgi, saygı, komşuluk, mahalle kültürü, yardımlaşma, olabildiğince az alıp çok verme gibi değerleri konuşmaya gerek duymaz, yaşardık… Sonra… Bizim olmayan bir medeniyet tasavvuruna özenip onun zihniyetine ait yapılar inşa ettik… AVM'ler… Şehirleri canavarlaştıran… Gökdelen(cik)ler… Bir servet gösterisi sunan… Apartmanlar… Komşuluğu öldüren… Vahşi mekânlar…

Ve… İçimizdeki değerlerin yerini de kapitalizmin bize "çağın ihtiyaçları" olarak sunduğu cicili-bicili oyuncaklar, nefsânî-bireysel tüketim, hırs, daha iyi bir hayat ümidi ve daha çok para kazanma arzusu aldı…

Halbuki İslam Medeniyeti'nin değerler sistemi bütün insanlık için tek ümit kaynağı! O zaman düşünmemiz lazım: "Yaradan, bize bir kapı açıp yol gösterdi de biz farkında mı değiliz?"Ve bize, "Haydi bakalım! Şimdi inancınızla ve kapitalizmin size sunduğu biçimlerle çözüme ulaşın." mı diyor?
(Tanıtım Bülteninden)
208 syf.
·15 günde·7/10 puan
İçimde Avm var =) Ne kadar güzel bir kitap ismi değil mi? İçeriğinde de böyle güzel başlıklar barındıran denemelerle dolu. Değer verdiğim birinin önerisiyle okudum pişman da olmadım. İçinde sayısız denemeyle insanların yaşayış biçimlerini oturdukları şehirleri ve düzenlerinden bahsediyor. (Bunu yaparken Dinden de yararlanmayı eksik etmiyor.)Yer yer kelimeler farklılık gösteriyor. medeniyet tasavvuru ne olduğunu anlamaya çalışıyorsunuz ama bir cümleyle anlayamazsınız. Kitap tasarım olarak da hoşuma gitti. Bir iki yıl sonra bile elinize alsanız çarpıcı cümleler köşelere küpür gibi yedirilmiş. Kitap biraz pahalı olduğunu eklemeliyim.
208 syf.
·8/10 puan
Sadettin Ökten'i Kemal Sayar'la olan "Gönül Sadası" adlı radyo programı vesilesiyle tanıdım. İyi ki de tanımışım dediğim isimlerden. Önce biraz Sadettin hocadan bahsedeyim. Kendisi inşaat mühendisi, eğitiminin bir kısmına Amerika da devam etmiş, bunun yanında sanat ve kültür dendiğinde akla gelen bir isim. Hayat görüşüyle, konuşmasıyla, düşüncelerini ifade edişiyle kesinlikle kalbinize dokunuyor ve sempati duyuyorsunuz. Bunun yanında bilgisiyle, duruşuyla kendine hayran bırakıyor, benim için "işte idol" dediğim bir kişi. Kitaba gelecek olursak deneme türünde bir kitap. Konu ise "şehir ve medeniyet " . Şehir nasıl oluşturulmalı sorusuna cevap niteliğinde söyledikleri. Tabi ifade ederken maddeden çok mana üzerinde durmuş. Özellikle mimarlık, mühendislik, şehir planlama tarzında konulara ilginiz varsa kesinlikle okumanız gereken bir eser. Bir de şunu söylemeden geçemeyeceğim. Sadettin Hoca'nın kitaplarını, sohbetlerini takip ederseniz farkedeceksiniz tek bir konu üzerinde kalmaz, bir şeyi anlatırken yanında o kadar faydalı, güzel bilgiler verir ki konu nasıl buraya geldi diyip gülersiniz. Keyifle, notlar alarak okuyacağınız bir kitap. Bunun yanında radyo programını da şiddetle dinlemenizi tavsiye ederim. Keyifli okumalar, keyifli dinlemeler.
208 syf.
·10/10 puan
Saadettin Ökten’den okuduğum ikinci kitap bu. Yazarın sohbet havasındaki üslubunu seviyorum. Profesör olup da yazar olanların bu tarzdan bilimsel jargonlardan uzaklaşıp eser vereni az. Yazar farklı üniversitelerde, Bilim Tarihi, Yapı Teknolojisi Tarihi, Kent Kültürü ve Kent Estetiği dersleri vermiş. Yazarı birkaç yıl öncesinde bir konferansta dinlemiş, derin estetik zevkinden oldukça etkilenmiştim.

Bu kitapta şehrin kendisini anlatıyor. Çok yerde medeniyet tasavvurundan bahsediyor. “Şehri insan inşa eder. Eder de şehir de insanı inşa eder.” diyor. Şehrin inşasında batı ile doğu’nun yapılarını kıyaslıyor. Varlık ve mahlûk ayrımı yapıyor. Varlık, seküler bir anlamı; mahlûk ise yaratılmış bir şeyi ifade ediyor. Mahlûk dediğimizde soru hemen kendiliğinden geliyor. Peki, bunun yaratıcısı kim?

“Medeniyet tasavvuru bireysel ve toplumsal ihtiyaca cevap veren değerler sistemidir.” diyor. “Değer dediğimiz şey ise hayatımıza anlam katan, onu yaşanır kılan, dış dünyada karşılığı olmayan, iç dünyamızda bizim için çok kıymetli olan kavramlardır.”

Günümüz teknolojisi aslında Allah’ın vazettiği kanunların dışında bir şey yapmıyor. Onun yarattığı kanunları ve malzemeleri kullanmadan nasıl yapsın? İnsan yeni bir malzeme üretemiyor. İşte bir fıkra kitaptan: Bir takım bilim adamları diyor ki: “Biz de Tanrı’yız. Biz de yaratırız.” Allah da onlara diyor ki: “Haydi, yaratın bakalım.” Sonra bilim adamları bir avuç toprak alınca, Allah diyor ki: “Yoo, kendi malzemenizle yaratacaksınız. Benim malzemeyi kullanmak yok.”

Modernitede toplumsal ahlak vardır. Kamu ahlakı, birey ahlakı. Ama bir de özel alan tarifi vardır. Sizi yaratan Allah’ın her an sizi gördüğünü ve meleklerine bütün işlediklerinizi kaydettirdiğine inanıyorsanız özel hayat diye bir şey söz konusu olamaz. “Hatta dervişlikte fiilden öte kalbin hayatına dahi karışırlar. ‘Şu altın ne güzel, şuradan alıversem görmezler ama haram almayayım.’ gibi sözler söylerseniz kalbinizin kirlendiğini biliniz…”

“Her hareketin bir karşılığı vardır.” “Davranışlarınız değerlerinize uyuyorsa, orada ahlakî bir uyum ortaya çıkar.” “Zaman biçimleri değiştirmektedir ama bizi yaşatan öz var olmaya devam eder." “Medeniyet dili, gelenekle arasındaki ilişkiyi koruyarak yeni biçimler üretiyor.” “Gelenek, özden biçim üretmektir.”

“İslam uygarlığı halen günümüzde değerler sistemi olarak var. Sadece Müslümanlara değil bütün insanlığa ümit veriyor. Çünkü modernitenin materyalist baskısı altında bunalan insan şefkat ve merhametle örülü bir hayata bir nebzecik de olsa hasret çekiyor.” Modernitenin ‘kul hakkı’ kavramını kabul ettiğinde çatışmaların önemli ölçüde azalacağını belirtiyor.

“Her şehirde belli bir medeniyet tasavvuru ortaya çıkar, baskın olur. Diğerine yer bırakmaz. Çünkü bir toplumda melez medeniyet tasavvuru olmaz. Melez medeniyet tasavvuru kimlik krizine yol açar, dolayısıyla o toplum bir şey üretemez.” Yazar burada bizi tarif etmemiş mi? İstanbul’un haline bir baktığımızda hangi medeniyet daha baskın? Üretmişiz de, hangi medeniyete göre üretmişiz?

“Olduğun gibi görün, rahat olursun. Çünkü çelişkili kişilik sonunda bir yerden patlar.” “Kapitalizm ‘Bu benim, o da benim olsun’ diyor. Ötekine bakıyor: ‘Bu da benim olsun.’ diyor. ‘O ne yapsın?’ ‘Bana ne, ne yaparsa yapsın.’”

“Eğer sizin tercihiniz şehri inşa etmek ve şehirde inşa edilmek ise siz şehirli olursunuz. Buradaki ‘inşa’ kilit sözcüktür. Eylemlerinizle şehre katkı yaptığınızda bu bir inşa olur. Mesela tiyatroya gittiniz, sonra oyunu dostlarınızla paylaştınız, hatta oyuna dair olumlu ya da olumsuz bir yazı yazdınız. Bu bir katkıdır. Şehri ‘inşa’ ederken aslında siz de ‘inşa’ edilirsiniz. Zenginlik kazanırsınız. Dolayısıyla kendi kimliğini inşa eden, kendi kimliğini geliştiren ve şehre katkıda bulunan insana ‘şehirli’ diyoruz.”

Kitaptan son bir alıntı:
Apartman özellikle ‘komşuluk bitsin!’ diye yapılmış bir mekân. Apartmanı Müslüman bir toplum üretmedi. Apartman; birey güçsüz, savunmasız, dayanışmasız, dayanaksız kalsın diye üretilen ve kapitalizme dönük bir yapılanmanın sonucudur.”
208 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Babamın ısrarla tavsiye ettiği Sadettin Ökten'i nihayet listeme dahil edebildim. Tarzımın dışında bir kitap. Böyle kitapları okurken en başta bir çekingenlik oluyor bende nedense...
Kitabın ana konusu "Medeniyet Tasavvuru"
Nedir bu medeniyet tasavvuru?
"İnsan hayatının tümüne yön veren, insan eylemlerini kendine göre sınıflandıran ve sınırlandıran bir başka hadiseyi, bir başka olgu; "medeniyet tasavvuru".
Kısaca böyle açıklıyor Sadettin Ökten.
Sonrasında; Yaşamı şekillendiren evrensel sorular, Eğitilebilir İçgüdü+Akıl+Duygu=İnsan, İnsan niye şehri ortaya çıkarmaya ihtiyaç duyar? gibi konuları kendi fikirleriyle ve ek bilgilerle açıklıyor.
Üzerinde düşündüğüm bir kitap. Dahası üzerinde düşünmeyi dahi aklıma getirmediğim konular hakkında kafa yorduğum bir kitap. Kısacası 'düşünmeye' iten bir kitap.

Yaşadığınız şehri, şehrin içeriğini, şehrin manasını, medeniyet tasavvurunu bir de Sadettin Ökten'in kaleminden okuyun derim.
Ve altı çizili satırlardan;
"Bir şehrin iki tane anahtarı vardır:
Şehrin biçimi ve üslubu"

"O halde şehir de bir ahlak sorunudur. Yani bir şehri kurmak, dönüştürmek ya da muhafaza etmek ahlaki bir problemdir, ahlaktan bağımsız değildir. "
208 syf.
·4 günde·Beğendi·5/10 puan
Fiziksel yapılanmanın arkasında şehirlere biçimi,
düzeni, hiyerarşiyi ve tabii ki estetiği veren bir tercih, bir
bilinç vardır. İşte o bilinci sağlayan, insan davranışlarının
bireysel ya da toplumsal arka planında yer alan medeniyet
tasavvurudur. ,
,
,
Bir şehri kurmak, dönüştürmek ya da
muhafaza etmek ahlaki bir problemdir. Şehirde yaşamak, o
şehri inşa etmek ve o şehirde inşa edilmek, yani şehrin fiziğiyle
ilgili bizatihi bir eylem ve bu eylemin insanı etkilemesi de bir
ahlak ve hukuk sorunudur. “ diyor Sadettin Ökten.
Ve şöyle ekliyor bakın :” Bu sebeple “ şehir bir
şahsiyet meselesidir. Bir şehirde yaşadığınız
zaman o şehrin değerler sistemi farkında olun
ya da olmayın size yavaş yavaş nüfuz eder.

Eğer aidiyetinizle o şehrin değerler sistemi
örtüşüyorsa sizin varlığınıza ve kişiliğinize
nüfuz ederken medeniyet tasavvuruna olan
bağlılığınızı ve aidiyetinizi de güçlendirir.

Eğer örtüşmüyorsa size ait değerler sisteminde
aidiyetinizi belirten bölgeyi biraz kenara itip
kendisine bir yer açar.
Çünkü insan yaşadığının esiridir ve çoğu bunun farkında olmaz.
Bu sebeple şehir bir şahsiyet meselesidir.
208 syf.
·1 günde·Beğendi·7/10 puan
Böylece bir Sadi Baba eseri daha bitmiş oldu.
Sadettin Hocam yine medeniyet tasavvuruyla ilgili baş yapıtlarını sunmuş. Daha çok şehirleşme hayatıyla ilgili konular içermekte kitap. Değişik bilgiler elde edebileceğiniz bir kitap okumaya değer.
208 syf.
·7 günde·Puan vermedi
Değişik olduğunu düşündüğüm bir kitap. Bir şehir nasıl oluşur ya da şehiri şehir yapan etkenlerden, sebeplerden bahsediyor. Bir şehir kurmakla bir şehri yıkmak arasındaki ince çizgide bulunuyor. Şehirin İnsan demek olmadığınından da fazlaca bahsediyor. Çünkü Şehir insana bağlıyken insan Şehire bağlı değil muhakkak.
208 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Şehrin ruhu var mı? Kitabın temel sorusu bu. Kendimizi yaşadığımız yere ait hissediyor muyuz gerçekten. Canımızın istediği yerleşkelerle ruhumuz ne kadar barışıksa biz oraya o kadar aitiz. Herkesin kendi kendine cevaplaması gereken bir soru.
İslam dünyası medeniyet üretemiyor ancak geçmiş eselerine sığınarak kendini kandırıyor. Bu eserlerin etrafını da gökdelenlerle dolduruyor. Bir filmde klişe bir replik vardı “Şu gökdelenler de şehrin mezar taşıdır.” diye. Yerini buldu burada.

“Davranışsal aidiyet tabii ki çok saygı duyduğum bir alt yapı ama güzel olan, meyve veren şudur: Davranışsal aidiyet ile medeniyet aidiyetinin üst üste düşmesi. Şu anda İslam dünyasında biz onu göremiyoruz. Zaten İslam dünyasının bir medeniyet tasavvuru olarak davranış biçimi üretememesinin sebebi de budur.”
208 syf.
·13 günde·3/10 puan
Kitap ismiyle içeriği bence birbirine uygun değil. Kitapta medeniyet tasavvuru ve şehir ön planda ancak ismine bakınca günümüzdeki tüketim çılgınlığı ve bunalımlar akla geliyor.
208 syf.
·Puan vermedi
Öğretmenimin tavsiyesi üzerine okuduğum bir kitaptır. Pek bilinmez zaten de yeni çıkmış bir kitap ama yine de okunmalı. Okuduğumuz kitap anlamsız da olsa işin sonunda “okumuş olabilmek” mühim.
208 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10 puan
Ve bir kitabın daha sonuna geldim, yazarın daha önceden hiçbir kitabını okumamıştım bu ilk tanışma kitabım oldu, bu kitabında şehir ve medeniyet tasavvuru üzerine konulara değinmiş bu tür konulara merakınız varsa tavsiye ederim okuyun okutun keyifli okumalar dilerim.
208 syf.
·11 günde
Bazen birbirinin aynı olduğunu düşündüğünüz cümleler, paragraflar ile karşılaşırken bazen de hiç ummadığınız anlamlar bulabileceğiniz çok "deruni" bir zattan denemeler. Kapağından son sayfasına bir kavgası bir anlatısı var. Tek yerilecek yer bir tasavvurumuz vardı şu an yok. Onun yerine neyi ikame edeceğiz ne yapacağız? İşte buna cevap kitapta yok. Ama buna zaten bu coğrafyada cevap bulabilen de henüz olmadı. Kendi bilgimiz nispetinde diyelim. Veyahut bulundu da tatbik edilim bir atılım yapamadık henüz. Hulasası konuşmasını dinlemenin ayrı keyif olduğu üstadın nehir gibi akan düşüncelerinden bir yudum bu kitapta toplanmış. Bir ömür iç sıkıntısını yaşadığınız çarpıklığa tutarsızlığa dair her ne varsa şu topraklarda, tamamının olmasa da bazılarının cevabının yer aldığı keyifli bir kitap. İyi okumalar.
'Ben şu mekânda yaşıyorum fakat şu zihniyetteyim.' diye zannedersiniz ama bir süre sonra o mekânın kurgusu sizin hayatınıza hâkim olmaya başlar.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İçimde Avm Var!
Baskı tarihi:
2015
Sayfa sayısı:
208
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786056549717
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Tuti Kitap
Eskilerde kaldı medeniyet tasavvurumuzu yansıtan şehirler… Önce… Daha huzurlu, daha sakin, daha insânî ve daha güvenliydik. Kul hakkı, hizmet, tevazu, merhamet, iyilik, sevgi, saygı, komşuluk, mahalle kültürü, yardımlaşma, olabildiğince az alıp çok verme gibi değerleri konuşmaya gerek duymaz, yaşardık… Sonra… Bizim olmayan bir medeniyet tasavvuruna özenip onun zihniyetine ait yapılar inşa ettik… AVM'ler… Şehirleri canavarlaştıran… Gökdelen(cik)ler… Bir servet gösterisi sunan… Apartmanlar… Komşuluğu öldüren… Vahşi mekânlar…

Ve… İçimizdeki değerlerin yerini de kapitalizmin bize "çağın ihtiyaçları" olarak sunduğu cicili-bicili oyuncaklar, nefsânî-bireysel tüketim, hırs, daha iyi bir hayat ümidi ve daha çok para kazanma arzusu aldı…

Halbuki İslam Medeniyeti'nin değerler sistemi bütün insanlık için tek ümit kaynağı! O zaman düşünmemiz lazım: "Yaradan, bize bir kapı açıp yol gösterdi de biz farkında mı değiliz?"Ve bize, "Haydi bakalım! Şimdi inancınızla ve kapitalizmin size sunduğu biçimlerle çözüme ulaşın." mı diyor?
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 139 okur

  • A.Nil Kurtoğlu
  • Semetey
  • Seda Şimşek
  • Elif GÜL
  • Harun
  • Merdumgirizat
  • Sibel tuba
  • Strange
  • Zehra çelebi
  • Muzaffer

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%30.6 (11)
9
%16.7 (6)
8
%19.4 (7)
7
%22.2 (8)
6
%5.6 (2)
5
%2.8 (1)
4
%0
3
%2.8 (1)
2
%0
1
%0