Saliha Fatma Koç

Saliha Fatma Koç
@Saliha_kooc
Eczacılık Fakültesi
8 Ağustos 2003
38 okur puanı
Eylül 2023 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Eleni geliyor Dünyaya bakıyorum Dünya sanıldığı kadar küçük değil o gün anlıyorum Sanıldığı kadar üzgün değiliz dünyada O gün bütün şiirleri yakmalı yeniden yazmalı diyorum Brise Marine'i yeniden Yeniden Annabel Lee'yi. Eleni ile anlıyoruz Bu gökyüzü niçin kalkıp gelmiş Deniz niçin başını alıp gitmiş onunla anlıyoruz. Bir gün Eleni'nin elleri geliyor Bir sokaktan ilk defa deniz görünüyor.
2025 Okuma Raporları
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Hafif rüzgârda titreyen sandal kokulu mumun ateşine bakıyorum; o küçük alev şekil değiştirip dalgalandıkça ben de içimde bir yerlere doğru sürükleniyorum. O ışıkta bambaşka bir hissiyat var, anlatması zor ama bakarken uzaklara gidiyorum, hayatı sorguluyorum. İnsanların birbirlerini hayatlarından ne kadar kolay çıkarabildiklerini düşünüyorum; yılların dostluğu, yılların aşkı, yılların alışkanlığı bir anda anlamsızlaşabiliyor. Belli bir yaştan sonra bunu fark etmek çok tuhaf, çünkü insan birilerinin hep orada kalacağını sanıyor. Belki de bugüne kadar gerçek bir kayıp yaşamadığı için, ilk kopuşlar bu kadar ağır geliyor insana . Yas dediğimiz şey illa bir ölüm olmak zorunda değil; bazen bir insanın, bir hissin, bir dönemin, hatta çok sevdiğin bir eşyanın senden kopması da aynı yasın içine sokuyor insanı. Daha da acı olan, senin bu yasın içinde oluşundan onların tamamen habersiz olması. Yapıp gidiyorlar ve geride sen kalıyorsun, baş etmeye çalışıyorsun. İnsanlara anlattığında "Hayat değişiyor diyorlar, insanlar değişiyor" diyorlar ;peki o kadar yıl nasıl birlikte iyi anlaştık diye soruyorum kendime. Ne oldu da tahammül bu kadar azaldı, emek vermemek bu kadar kolaylaştı? Mum titriyor,odamdayım, sandal kokusunu içime çekiyorum ve bunları yazıyorum. Bugün sınavlarım bitti, üçüncü sınıfın birinci dönemini kapattım; aileme küçük hediyeler aldım, kendime de bu sandal kokulu mumu işte. Mumları çok severim, özellikle de sandal kokulu olanlarını. Eve gideceğim ama hayatın planlara pek de aldırmadığını bu dönem çok iyi öğrendim. Sınava gideceğimi sanarken ambulansla kendimi hastanede bulduğum sabahlar oldu. Sağlık gidince planların da gidiyor ama insan yine de vazgeçmeden plan yapmaya devam ediyor; belki de bu, insanoğlunun en garip ama en güçlü yanı. Bunları anlatırken sesim
Yaşamak şakaya gelmez Büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın...
Evet saat 16 suları, çimlerdeyim elimde kahvem ve karşımda deniz, zongideyim. Yarın biyokimya sınavım var ama bir türlü şu ruh halinden çıkmak istemiyorum, bu ruh hali çok daha mühim sınavımdan çünkü . Bundan bir kaç saat önce içinde keman,ud,kanununda bulunduğu bir koroya denk geldim. Okadar ruhuma işlediler ki sanki ruhumun ihtiyaç duyduğu parçayı bulmuş gibiydim. Ardından bir kız koroda şarkı söyledi ve yanıma geldi, çok heyecanlandım, nasıldı ? , diye sordu ve tanıştık. Kız memleketlim çıktı, normalde memleketlilerime bayılmasam da ( :) ) herhalde uzak olunca arıyor insan kendinden bir şeyleri bir yerlerde.Ortak tanıdıklarımız çıktı ve dünyanın hatta Türkiye'nin bir kez daha ne kadar minik olduğunu anladım. Ardından ahşap oyuncak yapma ustası bir adamla tanıştık, bana hayata dair çok güzel öğütler verdi, adam çok hoştu bana da çok hoş hissettirdi. Sevmenin bu dünyanın tek gerçeği olduğunu bir kez daha anlamış oldum sayesinde... Sanatkar insanlar çok nahifler , hepsi tek tek okadar ruha dokunan hareketleriyle etkileyen kişiler ki ( burdan tam da bu manzara da Allah'ın sanatını izlemekte olduğum ayrıntısını vermeden geçmek istemiyorum) . Bugün beşinci mektubu defalarca okuma günü , defalarca Zeki Müren dinleyip ruh heycanlandırma günü... Okuduğun için teşekkür ederim buraya kadar 🤍