Salih aday

Salih aday
@Salihaday_
2 okur puanı
Şubat 2024 tarihinde katıldı
Er Rahman olan Allah Öğreticidir
Allah dan sakının Allah, size öğretiyor. Allah, her şeyi bilendir, (Bakara, 2/282) Adem'e isimlerin hepsini öğretti, (Bakara,2/31) Rahman (olan Allah), Kur'an öğretti. İnsanı yarattı. Ona beyanı öğretti. (Rahman, 55/1-4) Hayat düstürumuz ve hayat kitabımız Kur'ân-ı Kerim'in zikredilen ayetlerinden apaçık olarak anlaşıldığı üzere, insanları yaratan, eğiten ve öğreten Alemlerin Rabbi Allah Teala'dır... Eğer ferd olarak insan, ya da insan toplulukları, Allah'ı yegane Rabb kabul edip katıksız iman ediyorlarsa, eğitim ve öğretim sistemlerini Allah'ın adıyla ve O'nun adına başlatıp devam ettirmelidirler... Yegane hayat nizamı İslam'ın bütün kurum ve kuruluşlarıyla egemen olduğu ülke ve toplumda, yani "Darul-Islam" da, okuma, eğitim ve öğretim, Allah'ın adıyla ve Allah adına gerçekleşir... Egemen zalim tağutlar tarafından işgal edilen İslâm topraklarındaki gayr-ı İslâmi şirk düzenlerinde eğitim ve öğretim sistemi, Allah'ın adıyla ve Allah adına olmayı reddetmiş, temelinde şirk ve küfür olan eğitim sistemleridir... Mü'min müslümanlar, kendilerini ve çoluk çocuklarını şirkten ve küfürden korumalıdırlar... Bu görevleri, Rabbleri Allah tarafından kendilerine emredilmiştir: "Ey iman edenler, kendinizi ve yakınlarınızı ateşten koruyun ki, onun yakıtı insanlar ve taşlardır. Üzerinde oldukça sert, güçlü melekler vardır. Allah, kendilerine neyi emretmişse, ona isyan etmezler ve emredildiklerini yerine getirirler." (Tahrim, 66/6.)
Sayfa 177 - İntişar
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Allah'a iman ettim, de ve dosdoğru ol!...
Mü'min müslümanlar, Rabbleri ve İlâhları Allah'ın hükümlerine itaat etmekte çok gayretli davranırken, önderleri Rasulullah (s.a.s.)'in talimatına ve Sünneti'ne uymada hassaslıkla hareket ederler. En hayırlı ümmetin, en hayırlı neslinden olan Süfyan b. Abdullah es-Sakafi (r.a.)'ın: Ya Rasulallah, İslâm hakkında bana öyle bir söz söyle ki onu, senden sonra hiçbir kimseye sormayayım! ricasına, Rasulullah (s.a.s.) şöyle karşılık verir: "Allah'a iman ettim, de ve dosdoğru ol!" (Sahih-i Müslim, Kitabu'l-Iman, Hds. 62.) Katıksız iman ve dosdoğru olmak, muvahhid mü'minlerin olmazsa olmazı olduğu erkesin malumudur.
Sayfa 120 - İntişar
Asıl Kardeşlik İman bağı iledir.
Mü'min müslümanların aralarındaki iman bağı, her ân daha sağlamlaşmalı, kardeşlik duyguları tazelenmeli, velavet hakkı canlı tutulmalıdır... Muvahhid mü'minler, gönül gönüle, omuz omuza olmalı ve her ferd, bir bütünü temsil etmelidir... "Birimiz hepimiz için, hepimiz birimiz için anlayışıyla birbirlerinin kıymetini bilmeli, değerini takdir etmelidirler... Dünyanın hangi bölgesinde olursa olsun mü'min müslümanların kardeş olduğu ve birbirlerinin üzerinde velâyet haklarının bulunduğu unutulmamalıdır... Aynı ümmetin, aynı milletin ve aynı ailenin ferdleri olduklarının idrakiyle birlik ve beraberliklerini kuvvetlendirmeli, bütünlüklerine sahib çıkılmalı, birliklerini bozucu her türlü fitneden uzak durmalıdırlar Her zaman ve her mekânda, Kur'ân ve Sünnet üzere beraberliklerini sürdürmeli, grup grup, parti parti olmamalı ve böyle bir tuzağa düşmemelidirler... Muvahhid mü'minlerin, iman bağıyla bağlandıkları mü'min kardeşleri, onlar arasında iman bağı bulunmayan kan kardeşlerinden daha yakındırlar... Asıl kardeşlik, kan kardeşliği değil, iman kardeşliğidir... İmana ters düşen kan, kavim, ırk, dil ve bölge yakınlıkları, muvahhid mü'minlerin katında hiçbir değeri yoktur, olmamalıdır dal.. İmana karşı küfrü, küfri ve câhili düzenleri benimseyen hiçbir yakınlık, mü'min şahsiyet için yakınlık kabul edilemez... Böyle bir yakınlık en uzaklık ile aynıdır...
Sayfa 48 - İntişar
SIDK İLE ŞEHADETİ İSTEMEK
٥٧ عَنْ أَبِي ثَابِتٍ - وَقِيلَ أَبِي سَعِيدٍ، وقيل أَبِي الْوَلِيدِ - سهل بن حُنَيْفٍ - وَهُوَ دري - أَنَّ النَّبِيَّ ﷺ قَالَ: «مَنْ سَأَلَ اللَّهَ تَعَالَى الشَّهَادَةَ بِصِدْقٍ بَلَّعَهُ اللَّهُ مَنَازِلَ الشُّهَدَاءِ، وَإِنْ مَاتَ عَلَى فِرَاشِهِ İmam Nevevi, (rahimahullah) bu hadisi doğruluk (sıdk) bölümünde zikretmiştir. Hadisin konuya delalet eden kısmı "Her kim samimiyetle "sıdkla, gerçekten Allah'tan şehid olmayı dilerse" cümlesidir. Şehadet (şehidlik), sıddıklıktan sonra ikinci büyük derecedir. Yüce Allah "Allah'a ve Rasûlüne itaat edenler, Allah'ın lütufta bulunduğu peygamberler sıddıklar, şehidler ve salihlerle beraber olacaklardır." (En-Nîsâ 4/18) buyurmuştur. Şehadetin bir de kullara, Allah'ın hükümleri hakkında şehadette/şahidlikte bulunma türü vardır. Bu ise âlimlerin şehadetidir. Yüce Allah, şöyle buyurur: "Allah kendinden başka ilah bulunmadığına şehadet etmiş (bildirmis), buna melekler ve ilim sahipleri de şehadet etmis (bildirmiş, ikrar etmiş)lerdir." (Ali İmran 3/18)
Sayfa 228
Ashabı Uhdud hadisinden bir parça
Bu, insanın sabretmesinin ve Allah tan ecir beklemesinin gerekliliğini gösteriyor. Fakat öldürüleceği durumda bile sabretmesi farz mıdır, yoksa küfür kelimesini söylemesi caiz midir? Ve istemeyerek söylediğinden dolayı bu küfür sözü ona zarar vermez mi? Bu mesele, birkaç yönlüdür Eğer mesele, sadece kendisiyle ilgiliyse; isterse içinde bulunduğu zor durumdan kurtulmak için, kalbi imanla dolu oluğu halde küfür sözünü telaffuz eder isterse öldürülecek olsa bile ısrarla reddeder. Bu, mesele sadece o kişiyi ilgilen diriyorsa geçerlidir. Fakat mesele, dini ilgilendiriyorsa, yani insanların önünde göstermelik olarak küfrettiğinde bu, onların küfre girmelerine sebep olacaksa küfür kelimesini telaffuz etmesi caiz olmaz, bilakis öldürülecek olsa bile sabretmesi gerekir. Bu, cihad gibidir, mücahid, öldürülecek olsa bile savaşır, çünkü o Allah'ın sözünün en yüce olmasını istemektedir. Dolayısıyla bir kimse, insanlara önder konumunda olur ve küfür kelimesini söylemeye zorlanırsa, özellikle (dinin zayıfladığı) fitne zamanında küfür kelimesini söylemesi caiz olmaz. Bilakis öldürülecek de olsa sabretmesi farzdır. Bunun benzeri İmam Ahmed'in (rahimahullah) başına gelmiştir. Kur'an'ın mahluk olduğunu, Allahın kelamı olmadığını söylemek için zorlandığı o meşhur hadisede bunu söylemeyi reddetmiştir. Bunun üzerine eziyet edilmiş, işkence görmüştür Öyle ki ehli sünnetin bu büyük imamı, caddelerde katırlarla sürüklenmiş, kırbaçla dövülmüş, hatta işkenceden bayılmıştır. Ancak her ayıldığında "Kur'an, Rabbimin kelamıdır, mahluk değildir." demiştir. Ortada bir zorlama bulunmasına rağmen İmam Ahmed, bu küfür sözünü söylemeyi kabul etmemiştir. Çünkü insanlar, İmam Ahmed ne söyleyecek? diye bekliyorlar ve o mahluktur dese tüm insanlar, "Kur an mahluktur. diyecekler ve din bozulacaktı Ancak
Sayfa 168