Geçen gün kardeşim amcama gitmiş, amcam bizi sormuş, sonra da demiş ki belliydi bunun böyle olacağı, bir evde o kadar kitap oldu mu başın belaya girer, herkes gibi işinde gücünde olsalardı bunlar yaşanmazdı.
İnsanları hep ikiye ayırırlar: kadınlar-erkekler, zenginler-yoksullar, kuzeyliler-güneyliler. Ama bu taş duvarların ardında tüm ayrımlar kaybolur; geriye tek bir çizgi kalır; içeridekiler ve dışarıdakiler.
Kur’an’da anlatılan, insanların derilerinin tamamen yanacağı ama aynı acıyı sonsuz kez çekmeleri için tekrar deri oluşacağı ve tekrar tekrar yanacağı ayetinin yarattığı dehşet bile, bu yakın, bu gerçek tehlike kadar korkutmuyor onları. Çünkü öteki dünya şüpheli, bir inanç meselesi; ama işkence merkezi, etten kemikten, kanlı canlı bir gerçek.
Kadınların hem doğa hem de insan toplulukları tarafından daha fazla acı çekmeye mahkum edilişini anlamıyordu. Büyük bir haksızlık vardı bu konuda, evrensel bir adaletsizlik, doğanın kendisinde