Salih Yaz

Salih Yaz
Her gün mutlaka kitap okumalı, bol bol seyahat etmeli ve hayatın içinde olmalı. Yapabildiğim kadar... instagram.com/salihyazlali?ig...
Büyük düşünür ama doğru insan mı?
8/10
·56 syf.··
2026 6. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 11 Mayıs 2026 21:51
Der Spiegel Söyleşisi kısa hacmine rağmen yoğunluğu yüksek, okurdan dikkat isteyen bir metin. Heidegger burada klasik bir filozof gibi sistem kurmaktan çok, kendisini savunuyor, açıklıyor ve aynı zamanda modern dünyaya dair kaygılarını ortaya koyuyor. Kitabın en çarpıcı yanı, felsefi bir metin ile tarihsel bir hesaplaşmanın iç içe geçmesi. Söyleşinin merkezinde iki ana damar var: teknoloji eleştirisi ve Nazi dönemiyle hesaplaşma. Heidegger’in teknolojiye yaklaşımı bugün bile güncelliğini koruyor. Ona göre modern insan artık dünyayı “yaşayan” değil, sürekli hesaplayan ve kontrol etmeye çalışan bir varlığa dönüşüyor. İnsan doğayı, zamanı hatta kendisini bile bir kaynak gibi görmeye başlıyor. Bu yüzden kitap sadece felsefe meraklılarına değil, günümüz dijital dünyasından rahatsızlık hisseden herkese temas ediyor. Diğer tarafta ise meşhur ve tartışmalı Nazi meselesi var. Heidegger burada açık bir pişmanlık dili kurmuyor; daha çok dönemin ruhunu, üniversiteyi ve kendi pozisyonunu açıklamaya çalışıyor. Bu da kitabı rahatsız edici ama aynı zamanda güçlü kılıyor. Çünkü okur bir filozofun düşünsel büyüklüğü ile etik körlüğü arasındaki gerilimi doğrudan hissediyor. Söyleşiyi değerli yapan şeylerden biri de bu zaten: “Büyük düşünür olmak, doğru insan olmak anlamına gelir mi?” sorusunu sürekli canlı tutması.
Der Spiegel SöyleşisiMartin Heidegger · Yapı Kredi Yayınları · 202510 okunma
Reklam
Geçmişten Günümüze bir bakış
Puan vermedi·
“Ağlatı” bir roman değil; Mahmut Makal’ın yaklaşık kırk yıla yayılan gazete ve dergi yazılarından oluşan bir seçki. Ama kitabı okurken parçalı bir arşiv değil, tek bir uzun iç döküm okunuyormuş hissi oluşuyor. Mahmut Makal’ın en güçlü tarafı, gözlem yaparken edebiyatla gazetecilik arasındaki çizgide durabilmesi. Yazılar yalnızca dönemin sosyal meselelerini belgelemiyor; insanın iç dünyasını, Anadolu’naki değişimi ve yavaş yavaş aşınan hayatları da kayda geçiriyor. Bu yüzden kitap tarihsel bir belge gibi okunabileceği kadar, edebi bir tanıklık olarak da okunabiliyor. Metinlerde sürekli hissedilen şey, Cumhuriyet sonrası Anadolu’nun bitmeyen dönüşümü ve buna rağmen değişmeyen bazı kaderler. Köy, yoksulluk, bürokrasi, eğitim, yalnızlık, göç, yozlaşma… Makal bunları slogan diliyle değil, yaşamın içinden gelen ayrıntılarla anlatıyor. En etkileyici yanı da burada zaten: büyük laflar etmeden büyük bir memleket panoraması kurabiliyor. Kitap boyunca bir “kırgınlık tonu” var. Ancak bu kırgınlık öfkeli değil; daha çok uzun yıllar boyunca aynı yaralara bakmış bir insanın yorgunluğu gibi. Bu yüzden adı çok anlamlı geliyor: Ağlatı. Çünkü kitap insanın içinde ağır bir sızı bırakıyor. Dili sade ama güçlü. Bazı yazılar birkaç sayfada bile bir roman atmosferi kurabiliyor. Zaten Makal’ın etkisi burada ortaya çıkıyor: kısa gözlemlerden büyük insan hikâyeleri çıkarabiliyor. Bugün okunduğunda en çarpıcı taraflarından biri de şu: yazıların önemli kısmı yıllar önce yazılmış olsa da anlattığı meselelerin çoğu hâlâ güncel hissediliyor. Bu da kitabı yalnızca nostaljik bir seçki olmaktan çıkarıyor. Benim için Ağlatı, yalnızca bir makale derlemesi değil; Türkiye’nin taşrasına, insanına ve yıllar içindeki değişimine tutulmuş uzun soluklu bir hafıza kaydı gibi.
AğlatıMahmut Makal · Literatür Yayıncılık · 201517 okunma
Puan vermedi·184 syf.··
2026 7. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2026 12:27
Bazı kitaplar olay anlatır, bazı kitaplar ise bir dönemin ruhunu taşır. Talip Apaydın’ın “Akan Sulara Karşı” kitabı bende ikinci hissi bıraktı. Kitabı bitirdiğimde aklımda büyük olaylardan çok küçük insan anları kaldı. Zaten iyi anılar biraz böyledir sanırım; insanın hafızasına bağırarak değil, sessizce yerleşirler. Talip Apaydın’ın anlatımında en sevdiğim şey gösterişsizliği oldu. Kendini öne çıkarmaya çalışan bir dil yok. Yaşanmışlıkların içinden gelen sade ama güçlü bir anlatım var. Bu yüzden okurken bir yazarın cümlelerini değil, bir insanın hayatını dinliyormuş hissi oluşuyor. Köy Enstitüsü ruhu kitabın her yerine sinmiş durumda. Ancak bu durum sloganik bir noktaya taşınmıyor. Daha çok üretmeye, düşünmeye, okumaya ve insan yetiştirmeye inanmış bir kuşağın iç dünyasını görüyorsunuz. Benim için kitabın en güçlü taraflarından biri de insan sevgisini kaybetmemesi oldu. Hayatın zorlukları, dönemin baskıları, kırgınlıklar anlatılıyor ama metin hiçbir zaman nefretin içine düşmüyor. Bu da kitabı daha samimi hale getiriyor. Talip Apaydın’ı okurken zaman zaman kendi çocukluğumu, mahalleleri, eski insan ilişkilerini, yoksulluğun ama aynı zamanda dayanışmanın olduğu yılları düşündüm. Belki de bu yüzden kitap bana uzak bir hayatı değil, tanıdık bir hissi anlattı. Bugün hızlı tüketilen ve çabuk unutulan birçok metnin arasında “Akan Sulara Karşı” sakin ama kalıcı bir iz bırakıyor. Özellikle insan hikâyelerini, yakın dönem Türkiye’sini ve sade ama güçlü anlatıları sevenlerin mutlaka okuması gereken kitaplardan biri olduğunu düşünüyorum.
Akan Sulara KarşıTalip Apaydın · Literatür Yayıncılık · 201634 okunma
Yaşamak
Puan vermedi·169 syf.··
2026 5. kitabı
·
57 günde okudu
·
Okunma: 19 Nisan 2026 22:05
Nazım Hikmet’in Yaşamak Ne Güzel Şey Be Kardeşim kitabı, klasik bir roman gibi başlayıp öyle devam eden bir metin değil; daha çok bir yaşam manifestosu gibi ilerliyor. Hikâye ile hatırat, düşünce ile duygu sürekli iç içe geçiyor. Bu da kitabı sadece “okunan” değil, üzerinde durulan bir esere dönüştürüyor. Nazım Hikmet burada yalnızca bir karakterin hikâyesini anlatmıyor; aslında kendi hayatının, inançlarının ve insanlığa bakışının bir yansımasını sunuyor. Kitabın en güçlü tarafı da bu samimiyet. Okur olarak kurgu ile gerçek arasındaki çizginin bilerek bulanık bırakıldığını hissediyorsunuz ve bu durum metne ayrı bir derinlik katıyor. Eserin merkezinde “yaşamak” kavramı var. Ama bu, yüzeysel bir yaşam sevinci değil. Zorlukların, sürgünlerin, hapishane yıllarının içinden süzülen bir yaşama bağlılık söz konusu. Yani kitap, iyimserliği romantize etmiyor; aksine, gerçekliğin içinden doğan bir umut anlatısı kuruyor. Bu yüzden etkisi daha güçlü. Dil açısından bakıldığında, Nazım Hikmet’in şiirsel kimliği metnin her yerinde hissediliyor. Cümleler yer yer çok sade, yer yer oldukça yoğun ve imgeli. Ancak hiçbir zaman yapaylaşmıyor. Aksine, anlatımın doğallığı kitabın en akıcı taraflarından biri. Kitabın en dikkat çekici yönlerinden biri de bireysel hikâyeden toplumsal bir perspektife geçişleri. Okur bir anda bir insanın iç dünyasından çıkıp bir dönemin ruh haline, ideallerine ve çelişkilerine tanıklık ediyor. Bu geçişler, eseri sadece edebi değil, aynı zamanda düşünsel bir metin haline getiriyor. Sonuç olarak Yaşamak Ne Güzel Şey Be Kardeşim, klasik anlamda olay odaklı bir roman arayanlar için değil; düşünmeyi, hissetmeyi ve zaman zaman durup sorgulamayı seven okurlar için daha anlamlı bir eser. Okurda bıraktığı etki, bitirdiğiniz anda değil, kapattıktan sonra yavaş yavaş
Yaşamak Güzel Şey Be KardeşimNazım Hikmet Ran · Yapı Kredi Yayınları · 20223,986 okunma
Sevgi, aidiyet
Puan vermedi·80 syf.··
2026 4. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 16 Şubat 2026 21:10
Claire KeeganClaire Keegan’ın Emanet ÇocukEmanet Çocuk adlı kısa romanı, küçük bir kız çocuğunun geçici olarak başka bir aile yanında geçirdiği zaman üzerinden sevgi, aidiyet ve ihmal temalarını etkileyici bir sadelikle anlatıyor. Yazarın minimalist dili ve güçlü atmosferi sayesinde hikâye kısa olmasına rağmen derin bir duygusal iz bırakıyor. Özellikle finali, abartıya kaçmadan okuru etkileyen bir yoğunluğa sahip. Kısa ama çarpıcı, sakin ama unutulmaz bir okuma deneyimi sunuyor. Okurken sevgi, aidiyet ve ihmali okur kendisi de düşünüyor ve sormadan da edemiyor insanın doğduğu yer mi yoksa mutlu olduğu yer mi evidir?
Emanet ÇocukClaire Keegan · Jaguar Kitap · 20258,2bin okunma
Reklam