Yarısına kadar gerçekten keyif alarak okudum. Kadının duygu yoğunluğu insanı kendine çekiyordu; ama bu durumun giderek hastalıklı ve saplantılı bir hâl almasına tahammül edemedim. Sonrasını açıkçası sadece bitsin diye okudum diyebilirim.
(Spoiler!!!)
Başta çocuk ruhunun masum bir hayranlığı gibi başlayan duyguların, zamanla tüm hayatını -hatta varlığını- yalnızca takıntı hâline getirdiği bir yazarla anlamlı kılan bir kadına dönüşümünü izliyoruz. Hiçbir sağlıklı değer yargısı kalmamış gibi. Bana kalırsa, çocuğunu bile sadece sevdiği adamın bir parçası olduğu için değerli buluyor. Sevdiği adama yük olmamak için ona bir çocukları olduğundan bahsetmiyor bile. Ölümü beklerken bile tek düşündüğü sevdiği adam daha doğrusu "Tanrısı".Üstelik, onu her gördüğünde hatırlamayan, adını bile bilmeyen bir adam uğruna...