Samet Bayrak

Samet Bayrak
@SametBayrak

Samet Bayrak

, bir kitap okudu
Puan vermedi·200 syf.·
2022 109. kitabı
Platon (Eflatun)
8.2/10 · 64,8bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
O, o vıcık vıcık, yapışkan zevkler. Hayır. O değil. Benim yapmak istediğim daha kalıcı bir zevkti. Sonsuza kadar. O gözlerimin içine bakmaya devam ederken boşta kalan elimle aldığım parlak, iri taşı kafasına indirdim. Artık o güzel, ağlamaklı gözlerin içi kanlara teslim olmuştu. Bedeni yavaş yavaş gevşedi. Kendini artık teslim etmişti. Şimdi sıra en önemli işe gelmişti. Çiçekli, askılı elbisesini olabildiğince kanlardan uzak tutmaya çalışarak çıkarttım. Kokladım. Sonra güzelce katlayarak kenara koydum. Sıra iç çamaşırlarındaydı. Onları da hiç acele etmeden, bu zevkin her anını dolu dolu yaşamaya çalışarak, yavaş yavaş çıkardım, kokladım. Onları da katlayıp elbisesinin üzerine koydum. Ve işte, kimseye benzemeyen, asla başka hiç kimsede bulunamayacak o güzellik çırılçıplak karşımda duruyordu.
Sayfa 41 - Kitapyurdu
Roman
“Yasalar doğru uygulanmazsa? Ya yanlış bir kararla bu insanlar dışarıya salınırsa, o zaman ne olur? İdam olmalı!" Cezaevi Müdürü Nafiz Bey de Celal’i destekleyerek, “Çok doğru.” dedi. “Ya o zaman sizin savunduğunuz sistem ne olur?” “Evet, şu anda sonucuna şaşırdığımız ve üzüldüğümüz birçok davada da olduğu gibi, böyle yanlış kararlar verilebiliyor ama bu durum sizin savunduğunuz sistemi daha kötü gösterecektir. Hatalı verilen bir kararla, bir insanın ölümüne sebep olabilirsiniz.”
Sayfa 105 - Kitapyurdu
Roman
Dalgıç ve arkadaşını sakinleştirmek için itiraflarda bulunması işe yaramadığı gibi, ters etki yaratmıştı. Anlattıklarıyla onları daha çok sinirlendirmiş, ahlak duvarlarını yıkmış, kendisine iki düşman yaratmıştı. Onu anlamalarını beklemek de boşa çaba olmuştu. İlay’ı apar topar, zor kullanarak yüzeye çıkarmak istediler. Ona, sırt çantası gibi görünen, ağır bir metal aparatı bulunan bir şey giydirdiler. Her yatağın yanında, yere bırakılmış, birer adet su ciğer vardı. Bu alet 1943 yılında icat edilen, hava tüpünün içerisine sıkıştırılmış solunabilir havanın verildiği, regülatörlü dalış tüpüne benzese de, daha eski bir tarihte yapılmış gibi görünüyordu. Jacques-Yves Cousteau’dan önce başka birisi, dalış yapabilmeye olanak sağlamış olmalıydı. İlay Akçay bu aleti sırtına almak istemese de, zorla getirildiği çıkış tüneline tekrar su dolmaya başlayınca buna mecbur kalmıştı.
Sayfa 197 - Kitapyurdu
Roman