Dalgıç ve arkadaşını sakinleştirmek için itiraflarda bulunması işe yaramadığı gibi, ters etki yaratmıştı. Anlattıklarıyla onları daha
çok sinirlendirmiş, ahlak duvarlarını yıkmış, kendisine iki düşman yaratmıştı. Onu anlamalarını beklemek de boşa çaba olmuştu.
İlay’ı apar topar, zor kullanarak yüzeye çıkarmak istediler. Ona, sırt çantası gibi görünen, ağır bir metal aparatı bulunan bir şey giydirdiler. Her yatağın yanında, yere bırakılmış, birer adet su ciğer vardı.
Bu alet 1943 yılında icat edilen, hava tüpünün içerisine sıkıştırılmış solunabilir havanın verildiği, regülatörlü dalış tüpüne benzese
de, daha eski bir tarihte yapılmış gibi görünüyordu. Jacques-Yves Cousteau’dan önce başka birisi, dalış yapabilmeye olanak sağlamış olmalıydı. İlay Akçay bu aleti sırtına almak istemese de, zorla getirildiği çıkış tüneline tekrar su dolmaya başlayınca buna mecbur kalmıştı.