Yani insanlar bir konudaki düşüncelerini açık şekilde ifade etmeyi veya akıllarından geçeni sormayı samimiyet olarak havalı bir özellikleriymiş gibi sunuyorlar. Hatta benim içim dışım bir deyip göğüslerini gererek övünüyorlar. Hâlbuki buradaki sorun, sorulan soru ya da bir kişi hakkında irdelenen olgu, durum ya da olay değil ki. Buradaki sorun, bir insan hakkında bu şekilde düşünmeleri. ‘Sevdiğini’ söylediğin biri hakkında hem böylesine kötü fikirlere sahip olacak, eylemlerini yargılayacak, art niyetli yorumlarda bulunacaksın hem de samimiyetten bahsedeceksin. Kusura bakmasınlar ama burada ‘sevdiği bir insan hakkında art niyet besleme’ art niyeti, ‘Aklımdaki her düşünceyi açık yüreklilikle karşımdakine sorarım.’samimiyetini baskılar. Burada kazanan art niyet olur ki sonucunda samimiyetin hükmü kalmaz.”
Kanarya sesi. Ülkenin orta sınıfının değişmeyen geleneksel ve bir o kadar sıkıcı kapı zili sesi. Saçma. Kanarya sesi. Tonlaması ile birlikte fakirliği hatırlatan, notalarında zayıflık olan kapı zili sesi. Kanarya sesi. Hâlbuki zengin evlerinin ya da malikânelerinin zili böyle mi? Onlarda bir kez “ding” ya da “dong” eder hepsi bu kadar. Bildiğimden değil. Oyuncuları daha fazla para kazansın diye yapılmış sıkıcı, akşam saatlerinde yayınlanan Türk dizilerinde görüyorum. Hem benim kapımı kim çalar ki?