Samet Pekdemir

Samet Pekdemir
@SametPekdemir
Ben, ben isem; Sen kimsin ? Sen, sen isen ; ben kimim ?
Çoban
Yok
Medine
Mekke
5 okur puanı
Mayıs 2019 tarihinde katıldı
Bu kapıdan kol ve kanat kırılmadan geçilmez. Eşten dosttan, sevgiliden ayrılmadan geçilmez. İçeride has bir oda, yeri samur döşeli. Bu odadan GELSİN diye geçilmez. Aklı yere salıverip çıldırmadan geçilmez. Kayalık boğazlarda yön arayan bir gemi ; usta kaptan kılavuza varılmadan geçilmez. Geçitlerin, kilitlerin yalnız O'nda şifresi ; işte, işte o eteğe sarılmadan geçilmez. Hep kendini çektin naza yok bahara yahut yaza, bıktım gayrı yaza yaza gelsene bir gelmesende.. Bir candır bu, bir ANDIR bu giden gelmez bir handır bu; dağ taş değil insandır bu gelsende bir GELMESENDE..
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Kalplerimiz koptuğunda, parçalandığında duygularımız başka dünyalara gittiğinde bağırmak kaçınılmaz hale gelir. Yanındaki insana sesini duyurmak için bir insan bağırıyor ise ; o iki insan fiziki olarak yan yana olabilir ama ruhen, kalben ve aklen fersah fersah birbirlerinden uzaklaşmışlardır. Bu kadar uzaklaştıkları için bağırma hissiyatı hissederler. biz muazzam bir mirasın üzerinde oturan tembel insanlar olamayız. Kendimizi ve tabiatı keşfetmemiz gerekiyor. Biz insanoğlu olarak dinlemeyi unuttuk, dinlemiyi öğrenmemiz gerekiyor. KENDİMİZİ dinlemeyi, kalbimizin sesini, eşimizi, dostumuzu, yoldaşımızı dinlemeyi, mahallemizdeki insanı, tabiatı, kuşları dinlemeyi rüzgarın, dalganın, evrenin sesini dinlemeyi öğrenmeliyiz. Bunun idrakına varınca varlığın heryer den bize seslendiğini fark ederek dinlemenin sadece kulakla yapılan bir eylem olmadığını hıfz edicez. Gürültünün muazzam olduğu bir çağda; insanı anlamak hayatı anlamaktır. İnsanı dinlemek evreni dinlemektir... Mümkün mü? evet bencede mümkün.
"İnsan bu dünyada bir yolculuğun içerisinde. Yer yüzü serüvenimizde akış kacınılmaz bir şey. Ama bunu yaparken insanın bir istikameti olmalı. Nereye gittiğini bilmeli. Yola çıkarken de bize lazım olan azıkları bilmeliyiz. Bize ne lazım? Yolculuk nereye doğruysa bizede lazım olan o yola ait şeylerdir. Kar pistine çıkarken sandalet değil, dağ yoluna giderken palet değil, çorba içerken çatal lazım değil. Yola ait şeyler, yola ait. Bu yolda sabit olan ile akışkan olan dengeyi çok iyi kurmamız gerek." Kalplerimiz koptuğunda, parçalandığında duygularımız başka dünyalara gittiğinde bağırmak kaçınılmaz hale gelir. Yanındaki insana sesini duyurmak için bir insan bağırıyor ise ; o iki insan fiziki olarak yan yana olabilir ama ruhen, kalben ve aklen fersah fersah birbirlerinden uzaklaşmışlardır. Bu kadar uzaklaştıkları için bağırma hissiyatı hissederler. biz muazzam bir mirasın üzerinde oturan insanlar olamayız. Kendimizi ve tabiatı keşfetmemiz gerekiyor. Biz insanoğlu olarak dinlemeyi unuttuk, dinlemiyi öğrenmemiz gerekiyor. KENDİMİZİ dinlemeyi, kalbimizin sesini, eşimizi, dostumuzu, yoldaşımızı dinlemeyi, mahallemizdeki insanı, tabiatı, kuşları dinlemeyi rüzgarın, dalganın, evrenin sesini dinlemeyi öğrenmeliyiz. Bunun idrakına varınca varlığın heryer den bize seslendiğini fark ederek dinlemenin sadece kulakla yapılan bir eylem olmadığını hıfz edicez. Gürültünün muazzam olduğu bir çağda; insanı anlamak hayatı anlamaktır. İnsanı dinlemek evreni dinlemektir...
Anda olma meselesi vardır bazı durumlarda. Söylemek istersin, engeller vardır aranda. Konuşmak istersin, kelimeler vardır. Hissettirmek istersin yaşanmışlıklar vardır aranda. Göstermek istersin, göremiyenler vardır okun ucunda. Duyurmak istersin, sağır vardır etrafında. Uzarda gider ama kestirme yollar vardır o yolu tercih etmek istersin; başkasına çıkan yollar vardır insanda. En önemlisi de gönlünü açmak istersin görmek istemiyenler vardır yolun sonunda. Tekrar başa dönersin. Ertesi günü bekler başka yollar keşfedersin. Yolunu tıkayanlar vardır işin ucunda.. .......Loding.......(ertesi gün)
Hayattan ve insanlardan ne kadar çok şey beklersek, hayal kırıklıklarımız okadar çok ve derin oluyor.. Anlaşılmak fiilinden meşaleler yapılmalı, yer yüzünde birbirimizi görebilmek için.. Her şey gecici Akşam, güneş, ömür. Yavaş yavaş geçiçi hemde. Yavaş yavaş.. Bir insana bakarken; maddeye değil de manaya bakarcasına bir incelik gösterdiğim gün kefenimi dikmeye başlıyacağım. Nefsimden kurtulup o insanın yüzünü değilde özünü gördüğümde yakıcam alev topunu. Ben değil de biz olduğumda söylicem o şarkıyı. Konuştukça çirkinleşen insanlar bir sustuğunda, sustukça güzelleşen insanlar doldukça anlam yüklicem olaylara. Ne demiş şair ;Geçtin bağdan bostandan,meyveler toplanmadan,sen söğüt ağacından, Rummanı arzuların. Görünmez bunun dibi, gece sayıklar gibi, ey Niyazi, sen de mi, irfanı arzularsın?