Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Erkek çocuk doğuran bir kadının sütü, kız çocuk doğuran diğer bir kadının sütünden daha yoğun, binnetice ağırdır. Bu gerçeği, ilm-i ledün deryâsı Hazret-i Ali (kerremallâhu vecheh) biliyor olmalıymış ki, O’nunla ilgili şöyle bir vak’a anlatılır: Bulunmuş bir erkek çocuğa iki kadın sahip çıkmış ve çocuğun kendilerine âldiyetini iddiâ etmiş. Bu süretle doğan ihtilâfı halletmek üzere bunlar Hazret-i Ali’ye müracaat etmişler.O, her iki kadının da kendi sütünden birer fincan dolusu getirmelerini emretmiştir. Sonra bunlardan birine bir boya katarak ikisini bir bardağa dökmüş. Boya karışmış olan sütün dibe çökmesiyle erkek çocuğun o sütün sâhibesi olan kadına verilmesine hükmetmiştir. Sorulduğunda da erkek çocuk doğuran kadının sütünün daha ağır olacağını, bu sûretle boya karıştırılmış sütün dibe çökmesiyle ortadaki sahipsiz çocuğun o sütün sâhibesi olan kadına âidiyetine hükmettiğini bildirmiştir.
Gençlik, istikbal demektir. Bu yüzden gençliğe mâl olmayan veya gençliği teşekkül ettirilemeyen dâvâlar, yakın bir gelecekte ortadan kalkmaya mahkûmdurlar.
Aklen mâlül olan suçluya ceza verilmez. Böyle, olduğu hâlde rasyonalistler, bir kimsenin aklı, sâlim, yani her türlü hastalıktan berî olduğu hâlde neden kendisini suç işlemekten alıkoyamadığını izah edemezler. Halbuki suçluları akıl sıhhatine sahip kabul ederek cezalandırmak bile akim kifâyetsizliğini fiilen kahul etmiş olmayı ifâde eden bir keyfiyettir.