Taş ve sopa
İki köylü karşı karşıya
Kavak ağaçları şahit
Bir de ibibik kuşu
İncir yalnız
Badem yeşil kabuklu
Camdaki hayalinle
İki öfkeli boğa
Sevdalılar kapışıyor
Tabiatın ortasında
Irmak göz kırpıyor akıyor
Çoban köpeği şöyle bir bakıyor
Yaman indi omzuna sopa
Güçlü çarptı taş başına
Hayalin akıyor kanda
Yüzün zonkluyor yarada
Taş ve sopa
İki köylü karşı karşıya
Kaç gönülden geçiyor kalplerimiz? Kaç tende kendini bulmaya çabalıyor bedenlerimiz? Eski sevdalıları düşündükçe utanıyor sevgi kendinden. Gerçekten bu kadar basit mi yârin yokluğunu kabullenmek. Önceden yetmez miydi uzaktan göz göze gelmek? Şimdiyse her şey iki kelimeyi söylemiş olmaktan ibaret. Lafta kalıyor şimdiki sevdalar.