Samet Sedef

Samet Sedef
@Sametsedef
Karaburun
Ankara, 12 Ağustos 1988
111 okur puanı
Mayıs 2020 tarihinde katıldı
Mühürcü mehmet baran
Mehmet Baran,....... gözlerindeki canlı bir ışıltıyla, yazdığı bazı eski yazı mühür örneklerini gösteriyor: "Sabır ister, itina ister, ince iştir bunlar," diyor. Eski yazıları yuvarlak pirinçten mühürlere; dörtgen pirinçlere de Latin harflerle ad-soyad yazıyor. Sözlerinden, heyecanından anlaşılıyor ki, yorucu da olsa eskisi gibi eski yazı mühür yazmayı istiyor ve kenarlarına birbirinden zarif çiçek motifleri çizmek... Bırakın eski yazı ve çiçek motifli mühür yazmayı, Latin harflerle ve sıradan mühür yaptıranların bile oldukça azaldığı ve Mehmet Baran'ın deyişiyle "Hükümet kapalı" olduğu zamanlarda, hemen hiç iş olmadığı düşünülürse, bütün bu isteklerin bir hayal olduğu anlaşılır. Özellikle 18. yüzyılda Dana, Yümnü, İrfan ve İzzet gibi ünlü saray hakkakları yetiştiren bir kültürün son üyesi Mehmet Baran, "Bir santimetre kare mühre, süsleri hariç 8-10 kelime istif eden" (Nurettin Rüştü Birgit, Eski Eserler Ansiklopedisi, sayfa 25) hakkak kuşağının -belki de- en talihsiz ustası; bir ömrünü verdiği mesleği, gözlerinin önünde kayboluyor çünkü...
Reklam
Ziya mısırlı (gözleri görmeyen adam)
Okulda kitap okuduğu için edebiyat öğretmeninden (!) esaslı bir tokat yemiş!..
Bakkal nuri erten
Gerçekte asıl isteğim lisede edebiyat öğretmenliği yapmaktı, ama olmadı, bugün bile bu isteği taşırım kalbimde
Bakkal nuri erten
İlk gençlik dönemlerimizde kitaplarımız dışında bizi pek oyalayacak şeyler yoktu. Ne spor, ne sinema, ne başka bir şey. Radyo deseniz sadece birkaç yerde vardı...... Tabii böyle bir ortamda kitaptan başka dostumuz yoktu. Uzun kış gecelerinde hepimiz kitap okurduk. Öyle ki, yazarlar, şairler bizim için yanlarına ulaşılamayacak masal kahramanları gibiydiler. Nasıl birileri olduklarını hayal edip dururduk. 30'lu, 40'lu yıllarda edebiyatçılar olay yaratan kişilerdi. Sık sık basında edebiyat yazıları, eleştirileri yayımlanır, yazarların çalışmaları anlatılırdı. Herkeste yoğun bir edebiyat sevgisi vardı... Dedim ya, o zamanlar edebiyata büyük bir ilgi var diye.
Balıkçı özer
Bana, kendine ikinci bir vatan seç deseler, Kore'yi seçerdim. İnsanları saygılı ve temizdir. Hele sabahları o kadar sakindir ki, ben Kore'ye, "Sakin Sabahlar Diyarı" derim