Ahmet SEVEN
"Samsun Yazarlar Derneği" Başkanı. Eserleri: Türk Güreşinin Sembolü Yaşar Doğu'nun Hayatı, Tarihten Bir Demet, Milli Mücadele Kahramanı Dağköylü Fatma Çavuş, Altın Sözler ve Cihan Pehlivanı Yaşar Doğu isimli kitapları yayındadır.
‘Yaşantım boyunca Yaşar Doğu’ya yenilmiş olmanın
keyfini yaşadım’
“Avustralyalı Güreşçi Richard Edward Gerrad, son derece duygulu, bütün spor hayatında Yaşar Doğu ile karşılaşmış ve Yaşar’a tuşla yenilmiş olmakla övünen benzeri az bulunan bir sportmendi. Sydney’de Anzak’larla konuşurken yanımıza gelmiş ağlamıştı…
1970 yılında Avustralyalı güreşçilerin kafile başkanı olarak geldiği Kanada’nın Edmonton şehrindeki Dünya Şampiyonasında Büyük Usta Yaşar Doğu için şu sözleri söylüyordu:
— “Bütün yaşantım boyunca Yaşar Doğu gibi centilmen ve bu tür mücadele dalını iyi bilen başka birisini görmedim. Londra Olimpiyatlarında yaptığımız Final karşılaşmasından sonra göğsündeki Ay-Yıldızı söküp bana armağan eden Yaşar Doğu’yu hiç unutamam. Melbourne döndüğümde eşim Yaşar Doğu’nun armağanı Ay-Yıldızı benim ceketime işledi. Yıllarca ve iftihar ederek Ay-Yıldızlı kokartla dolaştım. Çünkü bu kokartı bana Yaşar Doğu, bütün zamanların en büyük güreşçilerinden biri olan Yaşar Doğu vermişti. Böylesine müthiş bir güreşçiye yenilmiş olmak insana üzüntü değil, keyif vermeliydi. 'Ben, yaşantım boyunca Yaşar Doğu’ya yenilmiş olmanın, hem de finalde yenilmiş olmanın keyfini yaşadım' Başkalarını bilemem…”
Gerrard, Edmonton’da bunları bize anlatırken yanımızda Nuri Boytorun ile Milli Takımımızın Antrenörlerinden Hasan Güngör’de bulunuyordu. Hep birlikte öylesine duygulandık, öylesine duygulandık ki…İşte Yaşar buydu.
Bu büyük şampiyon, aynı zamanda insani ilişkilerindeki becerisiyle eşsiz bir “Sevgi köprüsü” kurmuştu”
(Ali Gümüş-Şampiyonlar Geçiyor - S: 76-77-Türk Güreş Vakfı Yayınları-1994)
Sayfa 184 - Yazar: Ahmet Seven, YD Kitap 2017 Samsun Ceylan Ofset·Kitabı okudu
Akif ve ahde vefa
Hiç kimse Akif’in verdiği sözden döndüğünü, hangi şartlarda olursa olsun sözünden bir sapma gösterdiğini görmemiştir. Yine Mithat Cemal anlatıyor:
—Balkan Harbi başlarken, Akif Bey, yegâne geçim yolu olan resmi memuriyetinden istifa etti. Kirada oturduğu evine, bir cuma günü gittim. Beş çocuğundan başka, üç çocuk daha vardı. Bunlar kim? dedim.
—Çocuklarım! dedi. Sonra anlattı.
Akif, Baytar Mektebinde iken Hasan Efendi adında bir arkadaşıyla anlaşmışlar.
—“Kim önce ölürse, çocuklarına sağ kalan baksın!” demişler. Arkadaşı vefat etmiş. Mehmet Akif de, verdiği söze bağlı kalarak anlaşma hükmünü yerine getirmiş.
Mithat Cemal devam ediyor;
Hâlbuki o zamanlar, Akif Bey’in beş parası yoktu; fakat beş çocuğu vardı!”