Ama sözcüklerin içleri boşsa bizim ne suçumuz var? Boş sözcükler sevgili dostum. Ve siz onları bana söylerken kendi anlamlarınızı yüklüyorsunuz; ben de onları algılarken, kaçınılmaz bir şekilde kendi anlamlarını yüklüyorum onlara. Birbirimizi anladığımızı sanmıştık oysa hiç anlamamışız.
Yani diyorsunuz ki ruh değişime uğrar ve herkes hata yapabilir, bu bildiğimiz bir şey.
Öyle ya, eski hikaye bunlar.
Ama benim size yeni bir şey söylemek gibi bir iddiam yok sadece size şunu soruyorum:
“ Tanrı aşkına neden bilmiyormuş gibi davranıyorsunuz? Neden tek gerçekliğin sizinki yani şu anki olduğuna inanmaya devam ediyorsunuz ve ne yaparsa yapsın asla sizinki gibi bir ruha sahip olamayacağını bildiğiniz zavallı arkadaşınız hata yaptığında hayrete düşüyor, öfkeleniyor ve bağırıyorsunuz?”
Kendimi şu cümleyle anlatabilirdim: nihayetinde benim durumum bariz ve yaygın bir durumdu ve bu da herkesçe çok iyi bilinen bir olayı yani başkalarının kusurlarını kolayca fark ettiğimiz halde, kendimizin kileri görmekte zorlandığımızı bir kez daha kanıtlıyordu.
Zihnim bir mahzen. Kendimi oraya zincirleyen de benim anahtarı fırlatıp atan da. Çıkmak isteyen de benim kalmak isteyen de. Zincirler de benim mahzen de.