Sare boz

Allah muhtaç edince
Allah'ın ne garip cilveleri vardır. Babası, Konya valisi bulunduğu sırada Mevlevîlik ve Mevlevîlere karşı elinden gelen fenalığı irtikâb etmekten çekinmemişken cesedi İzmir Mevlevîhanesi'ne defnedilmiş, oğlu da benim gibi aciz bir Mevlevi’yi, Veliahd-1 Saltanat propagandacısı (1) diye jurnal etmişken, bilahare nisbet-i Mevleviyye ile tesettüre [gizlenmeye] mecbur olmuştu.
Sayfa 33·Kitabı okudu
Reklam
Her Kuşun Eti Yenmez
- İyi ya, Baba Tahir sen değil misin, diye sormasın mı? Aşağı yukarı 20 seneden beri tanıştığımız bu zavallının yüzüne hayretle baktım ve gülerek: Meşhur bir fıkra vardır: Bir Bektaşi ile bir Mevlevî kavga etmişler. Bektaşi: "Erenler! Bize baba derler, biz adamın anasını ..." demiş. Mevlevî de: "Bize de dede derler, biz babanın da ana- sını ..." cevabını vermiş. Anladın mı? O Baba Tâhir'di, ben Dede Tâhir'im dedim.
Sayfa 31·Kitabı okudu
Ve yine guzel hir tesbit
Buna göre dindarlık kadın olmaktan ziyade kadınsı bakış açısına sahip olmakla ilişkilendirilmekte, hem kadın hem de erkeklerin sahip olduğu feminen bakış açısının dindarlık düzeyinde bir artışı meydana getirdiği (Thompson, 1991:381, 390- 391), maskulen bakış açısının ise dindarlığı engellediği ifade edilmektedir (Thompson, Remmes, 2002:521). Nitekim, yapılan araştırma sonuçları feminenlik oranı yüksek olan kadın ve erkeklerin maskulenlik düzeyi yüksek olan kadın ve erkeklerden daha dindar olduklarını göstermiştir (Francis, Wilcox, 1998:
Muhteşem bir tesbit ve analiz
Popüler din konusunda yapılacak en büyük hata, onu "folk" bir nitelikte algılayarak sırf hurafelere, batıl inançlara, menkıbelere, israiliyata bulanmış bir inanç ve uygulamalar manzumesi olduğu zehabına kapılmaktır. Yazımızın başında vurguladığımız gibi popüler din, alt ve üst kültürler arasında bir "pazarlık ve alışveriş" sahası olarak kabul edildiğinde, onun dini alt ve üst kültürlerle bir takım etkileşim, kaynaşma ve alış verişlere girerek çok geniş bir dini sivil alana sahip olduğu söylenebilir. Bu sebeple, Türk popüler dininin bir skalası yapıldığında onun, deyiş yerindeyse negatiften pozitif kutba doğru çok dereceli bir yapı içerisinde ve çoğulcu bir karakterde olduğu görülecektir.
Reform hareketlerinin ‘getiremedikleri’
İslamın "kitabi ve popüler" tarzları arasındaki sürekli gerilimi bizzat İslam dini içinde şiddetlendiren ve rasyonelleştiren, özellikle XIX. ve XX. yy. reform hareketleridir (Waardenburg, 1979). Bu hareketlerin temel amacı, 'sapkın' (!), sihirsel, farklı din ve inanışlara ait (sinkretist) inanç ve pratikleri temizleyerek "dinin arındırılması"dır. Zubaida'ya göre bu tip arındırma çabalarının farklı aralıklarla tekrarlanması gerçeği, bu çabaların uzun dönemde çok az başarılı olduklarını gösterir. Ancak, XIX. yüzyıl sonundaki Muhammed Abduh ve onun takipçisi olan Selefiye hareketinde olduğu gibi, dinsel arınma "modernleştirici" reform hareketlerinin bir parçası olmuştur
Reklam