Bir Lahza

٢٥٥٧ - حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ أَبِي أُوَيْسٍ، حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ ثَوْرِ بْنِ زَيْدٍ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ أَنَّهُ قَالَ : " أَتَى النَّبِيَّ الأَعْرَابِيُّ فَبَايَعَهُ فِي الْمَسْجِدِ ثُمَّ انْصَرَفَ، فَقَامَ فَقَشَحَ قَبَالَ فَهُمَّ النَّاسُ بِهِ. فَقَالَ النَّبِيُّ : لَا تَقْطَعُوا عَلَى الرَّجُلِ بَوْلَهُ ثُمَّ دَعَا بِهِ فَقَالَ: أَلَسْتَ بِمُسْلِمٍ ؟ قَالَ : بَلَى قَالَ: «فَمَا حَمَلَكَ أَنْ بُلْتَ فِي الْمَسْجِدِ؟ فَقَالَ: وَالَّذِي بَعَثَكَ بِالْحَقِّ مَا ظَنَنْتُ إِلَّا أَنَّهُ صَعِيدٌ مِنَ الصُّعُدَاتِ فَبُلْتُ فِيهِ. فَأَمَرَ النَّبِيُّ بِذَنُوبِ مِنْ مَاءٍ فَصُبَّ عَلَى بوله 2557- İbn Abbas ra der ki: Bedevinin biri Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi vesellem) yanına Mescid'e geldi ve ona biat etti. Sonra Resûlullah'ın (salahu aleyhi veselem) yanından ayrıldı ve Mescid'in içinde ayaklarını ayırıp bevletmeye/işemeye başladı. Oradaki müslümanlar ona engel olmak istediler, ancak Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) "Bırakın da adam işini bitirsin" buyurdu. Daha sonra onu yanına çağırdı ve: "Sen müslüman değil misin?" diye sordu. Bedevi: "Tabii ki Müslümanım" karşılığını verdi. Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem): "O zaman neden Mescid'de bevlettin?" diye sorunca, bedevi: "Seni hakla gönderene yemin olsun ki burayı herhangi bir yer zannettim, bundan dolayı da bevlettim" dedi. Bunun üzerine Resûlullah aleyhi vesellem) bir kova su getirilmesini söyledi ve adamın idrarının üzerine döküldü. Müsned Ebû Yala
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
۱۰۰۰ - حَدَّثَنَا عَبْدُ الْأَعْلَى ، حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ الْقُمِّيُّ، عَنْ لَيْثٍ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ قَالَ : جَاءَ رَجُلٌ إِلَى النَّبِيِّ الله فَقَالَ : يَا رَسُولَ اللَّهِ، أَوْصِنِي، قَالَ: «عَلَيْكَ بِتَقْوَى اللَّهِ فَإِنَّهُ جَمَاعُ كُلِّ خَيْرٍ، عَلَيْكَ بِالْجِهَادِ فَإِنَّهُ رَهْبَانِيَّةُ الْمُسْلِمِينَ، عَلَيْكَ بِذِكْرِ اللَّهِ وَتِلَاوَةِ كِتَابِهِ فَإِنَّهُ نُورٌ لَكَ فِي الْأَرْضِ وَذِكْرٌ لَكَ فِي السَّمَاءِ، وَاخْزُنْ لِسَانَكَ إِلَّا مِنْ خَيْرٍ، فَإِنَّكَ بِذَاكَ تَغْلِبُ الشَّيْطَانَ» 1000- Ebû Saîd el-Hudrî der ki: Bir adam Resûlullah'a (sallallahu aleyhi vesellem) gelerek: "Ey Allah'ın Resûlü! Bana tavsiyede bulun" deyince Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem): "Sana Allah'tan korkmayı tavsiye ediyorum. Çünkü bu, hayrın başıdır. Cihada sarıl. Çünkü bu, İslam'ın ruhbanlığıdır. Allah'ı zikretmeyi ve kitabını tilavetini bırakma. Çünkü bu, gökyüzünde sana rahmet, yeryüzünde nur, gökyüzünde ise zikir olur. Hayır dışında, dilini tut. Sen bu şekilde şeytana galip gelirsin" buyurdu. Ebu Ya'lâ el-Mavsılî Müsnedi
718- Fadl b. Abbas anlatıyor: Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) bana geldi, çıkıp onu karşıladım. Başını bağlamıştı, sancılı bir haldeydi. Bana: "Elimi tut, ey Fadl!" dedi. Elinden tuttum, minbere kadar gitti ve onun üstüne oturdu. Sonra bana: "İnsanlara seslen!" dedi. Ben de insanlara seslendim. İnsanlar gelip toplandılar. Allah'a hamdü senâ ettikten sonra dedi ki: "Ey insanlar! Artık aranızdan ayrılma vaktim yaklaştı. Bakın, ben kimin sırtına kamçı vurmuş isem işte sırtım, gelip sırtıma vursun, misilleme yapsın. Ben kimin haysiyetine sövmüş isem, işte haysiyetim gelip misilleme yapsın. Ayrıca hiç kimse, «Resûlullah tarafından kınanmaktan, kin beslenmesinden korktuğum için misilleme yapmadım» demesin. *Bilesiniz ki, kınamak, kin beslemek benim şanımdan ve huyumdan değildir* . Sizin aranızda en çok sevdiğim kişi, şayet bende varsa gelip hakkını alan veya bana hakkını helal eden kimsedir. Ben hiç kimsenin haksızlığı boynumda olarak Allah'ın huzuruna çıkmak istemiyorum. Gönül rahatlığıyla onun huzuruna gitmek istiyorum. Görüyorum ki, bu (sözüm) içinizde defalarca ayağa kalkana kadar fayda vermeyecek!"... El-Mu'cemu'l-Kebîr Taberânî 13/456
، عَنْ عِمْرَانَ بْنِ حُصَيْنٍ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللهِ : «إِنَّ أَخْوَفَ مَا أَخَافُ عَلَيْكُمْ بَعْدِي كُلُّ مُنَافِقٍ عَلِيمِ اللِّسَانِ» 593- İmrân b. Husayn der ki: Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem): " *Benden sonra sizin için en çok endişe ettiğim şey, her dilbaz/ağzı laf yapan münafıktır"* buyurmuştur. El-Mu'cemu'l-Kebîr Taberânî 13.c/396.sf
Ah benim dağ gibi durup,dal gibi kırılan kalbim...