Şeytandan gelen vesveselere karşı nasıl davranacağımızı Resulullah (s.a.v) Efendimiz şöyle öğretmiştir:
“Şeytan sizden birisine gelir ve: “Yeri kim yarattı, göğü kim yarattı, şunu kim yarattı, bunu kim yarattı?” diye sorar. Kul da hepsine: “Allah yarattı” diye cevap verir. Sonunda: “Peki, Allah’ı kim yarattı?” diye kalbe bir soru atar. İçinde böyle bir soru bulan kimse, onun şeytandan olduğunu bilsin, hemen soruya son versin, Eûzu besmele çekip Allah’a sığınsın ve: Ben Allah’a ve Onun peygamberlerine iman ettim desin.“( Konu ile ilgili hadisler için (bkz: Buhari, Bedü’l-Halk, 11; Müslim, iman, 209-217; Ebu Davud, Sünnet, 18.)
Eğer benzeri soruları insan şeytanları sorarsa yine aynı şekilde davranmalı ve onlara karşı: “Allah birdir, O hiç kimseye muhtaç değildir, doğurmamış, doğurulmamıştır, hiçbir şey Ona denk değildir.” manasındaki “ihlas” suresini okumalıdır.( ilgili hadis için bkz: Ebu Davud, Sünnet, 18 (No:4722).)
Şeytanın vesvese yolu ve şekli çoktur. Kendisi mü’minin kalbini çelemez ise, insanlar içinden seçtiği şeytan tipliler ile bunu başarmak ve kalbi karıştırmak ister. Bunun için yemin etmiştir ve bunu gerçekleştirmek için Allah’dan mühlet almıştır. Şeytan mü’minlerin azılı bir düşmanıdır. O bize saldırdıkça biz de Yüce Rabbimize kaçmalı, zikredip O’na yalvarmalıyız.
“Felak” ve “Nas” sureleri bize bunu öğretiyor. Allah’u Teala, “Nâs” suresinde şeytanı “hannas” olarak tanıtmıştır. Hannas, kalbi boş bulunca ona saldıran, kalp zikre geçince de hemen sinip kaçan demektir. Hz. Rasulullah (s.a.v) Efendimiz, şeytanın bu halini şöyle anlatmıştır:
“Şeytan, vesvese vermek için insanın kalbine hortumunu uzatır; eğer o Allah’ı zikrederse hemen sinip kaçar. Allah’ı zikretmeyi unutursa kalbi iyice sarıp bir lokma gibi yutar. İşte bundan sonra vesvese vermeye başlar.”(