Adalet denen şey bir
yalandan ibaretti. İnsanlar suç işledikleri için değil suç
işlenmemesi gerektiği için cezalandırılıyordu. Sistem
gaddarca bir caydırıcılık üstüne kurulmuştu.
Bütün orta sınıf
çalışanları gibi iş günlerini hafta sonunu bekleyerek, hafta
sonunu da iş günlerini özleyerek geçiriyorlardı. Ömürlerinin
son dakikasının nasıl geldiğini anlayamayacaklardı bile.
Sistemin zaferi.
Bir odadan diğerine dolanırken annem ile babamın yatak
odasındaki tuvalet masasının üzerinde duran çerçeveli
fotoğraflara takıldı gözüm. Annemin, hayatının önemli
addettiği anlarına ait yirmi kadar resim. İki tanesinde babam,
bir tanesinde ben de yer alıyorduk. Sanırım annem bunlara
bakarak, kendisini varolduğuna ve birşeyler yaşadığına ikna
edebileceğini sanıyordu. Ne büyük yanılgıydı!