Her şey bitti. Yağmur işliyor ağzına.
Hava çılgın gibi bırakıyor çökük göğsünü,
ve sırılsıklam karın gözyaşlarından
Aşk işitiyor kendini sürülerin üstünde.
Çünkü doğru, kişinin tatlari aramaması
gelen günün kan ormanlarında.
Yaşamaktan uzak durulabilecek kıyıları var göğün
ve bir takım gövdeler kendini yenilememeli şafakta.
Can çekişme, düş, maya ve düş.
Dünya böyle işte, dostum, durmadan can çekişme.
Kendin saatleri altında çürüyor ölüler,
savaş geçiyor milyonlarca kül rengi fareyle ağlayarak,
zenginler kapatmalarına
pırlantalar veriyorlar ileride kararacak,
ve soylu değil, iyi değil, kutsal değil yaşamak.
Kişi, dilerse, sürüp götürebilir isteğini
mercanın damarlarında, göksel çıplaklıkta.
Yarın kayaya dönecek aşklar ve Zaman
dallarda uyuyarak gelen bir meltem olacak.

Ağlamak istiyorum öyle hoşuma gidiyor ki
arka sırada ağlayan çocuklar gibi,
çünkü ne insanım ben ne şair ne bir yaprak
yaralı bir nabızım öte yanı yoklayan.
Ağlamak istiyorum ismimi söyleyerek,
gülü, çocuğu, bu gölün kıyısındaki köknarı,
kandan insan gerçeğimi söylemek için
söndürüp içimde alayını, telkinini sözün.
Ama ne dünya istiyorum ne düş, göksel ses,
Özgürlüğümü istiyorum ben, insancıl aşkımı
kimselerin istemediği en karanlık köşelerinde meltemin.
İnsancıl aşkımı!