Sare

Sare
@Saree_79
17 Fig theory
8/10
·104 syf.··
2026 37. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 05 Mayıs 2026 15:18
Sanat kitaplarına ilgimin arttığı bir dönemdeyim. Bu kitap baba (John Berger) ve oğulun (Yves Berger) sanat hakkında mektuplaşmasını bizlere sunuyor. Böyle samimi mektupları okumak benim için çok keyifliydi. Sadece sanat sohbeti değil, aynı zamanda keyifli bir baba-oğul ilişkisi okuduğumu hissettim. Kısa olmasına rağmen içinde bir sürü anlam çıkardığım satırlar vardı. İçindeki ve özellikle kitabın sonundaki eserler çok hoşuma gitti. Benim için keyifli bir okuma deneyimi oldu 🩷
Top SendeJohn Berger · Metis Yayınları · 2020112 okunma
Reklam
8/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2026 30. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 09 Nisan 2026 18:26
Tarihte en çok ilgimi çeken zaman 2. Dünya Savaşı. Konu olarak da atom bombası. Bu kitap atom bombası hakkında okunabilecek en gerçek kitap olabilir. Bir doktorun dilinden gerçekten yaşananları okuyoruz. Her şeyin gerçek olması yazılanları daha da etkili hale getiriyor Açıkçası yazar doktor olduğu için edebi açıdan kitaba karşı minik bir ön yargım vardı. Beklediğimden daha iyi buldum yazım dilini. Akıcı bir üsluba sahip. Özellikle atom yapısını detaylı anlattığı kısımlara bayıldım. Fizik hocama da okuttum o kısımları. “Atom atom olalı böyle bir anlatım görmemiştir” dedi. Füzyon ve fisyonu anlattığım sınavdan birkaç gün sonra bu kitabı okumak daha da etkili oldu. Aynı zamanda kitabı okuduğum zaman diliminde Hiroshima Mon Amour’ü izledim… Dönüp bakmak isteyeceğimi bildiğim için altını çizdiğim çok fazla kısım oldu. “Öğrenciler kalemlerini ellerine almış not tutarken bir anda tazecik hayatları onlardan koparılmıştı. Halbuki dün sabah neşeyle keplerini takıp üniversitenin kapısından geçmişlerdi.” Bir felaketi yaşayan kişi gözünden okumak her şeyi daha da acıklı hale getiriyor. “Gözlerimin önünde acı çeken ve ölmek üzere olan bu insanlara yardım etmenin bir yolu yok muydu?” Yazarımız doktor olduğu için kendi yaraları olmasına rağmen canla başla mücadele etmesi takdir edilesiydi. Biyografisinde ‘evinin patlamada yıkıldığını ve eşinin öldüğünü 2 gün sonra öğrendi’ bilgisini okuyoruz ama kitapta hiç özel hayatından bahsedilmiyor. Yazarın buna da değinmesini isterdim Beni en çok etkileyen kısımlardan birisi bilinci yerinde olmayan annenin, bebeği göğsüne koyulunca elini bebeğe doğru hareket ettirmesi oldu… Bana çok güzel bir okuma deneyimi sağlayan bir kitaptı. Öğrendiğim bir sürü değerli bilgi oldu. Bu tarz kitaplar sanırım tam zevkim: Tarihte yaşananları gerçekler
Nagasaki’nin ÇanlarıTakaşi Nagai · İthaki Yayınları · 20222,176 okunma
5/10
·172 syf.··
2026 18. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 12 Mart 2026 15:00
Halit Ertuğrul’un sadece 3 kitabını okudum ama şimdiden sürekli tekrara düşmüş gibi hissettiriyor. Muhtemelen hep ‘Arayış Serisi’ni okuduğum için öyle hissettim. Kitaplarını okumak kolay olsa da edebi açıdan hiç tatmin etmiyor. Ön sözünde bundan da bahsediyor zaten. ‘Öğretici amaçla yazıldığı için edebi bir amaç güdülmemesi gerekir’ ama yine de okurken insan ister istemez edebi zevk almak istiyor.  Kitapların bir eksiği de sadece bir pencereden bakılarak yazılmış olması. Amaç o zaten diyebiliriz ama tiplemeler asla değişmiyor ve bu da insanı tatmin etmiyor okurken. İyi kesim hep iyi, kötü kesim hep kötü… dinden uzak olan insan dinle tanışır ve ne hikmetse bütün dindarlar onun yardımına koşar. Dindar olmayanlar da hep onu kötülüğe iter. Her ne kadar hikayeler gerçek olsa da bu kısımlar kitabı basitleştiriyor. Kendim de bilgi açısından kitapta anlatılan çoğu şeyi bildiğim için üstüne bir şey ekleyemiyorum… çok sevdiğim bir seri olmadı ama hala elimde 7 kitabı olduğu için ara ara okurum
AyselHalit Ertuğrul · Nesil Yayınları · 20124,943 okunma
5/10
·262 syf.··
2026 17. kitabı
·
30 saatte okudu
·
Okunma: 28 Şubat 2026 21:36
·
"İnsan doğası gereği iyi bir varlık mı yoksa şartlar değişince karanlık tarafları gün yüzüne mi çıkıyor?" Artık kitapları okurken popülaritesini ve edebiyattaki yerini önemsemeden okumam gerekiyor çünkü çoğu zaman hayal kırıklığına uğruyorum... Bir hevesle sahaftan aldığım ve okuyana kadar kitaplığımda çürüttüğüm bir kitaptı. 20. sayfadan sonra bir türlü devam ettiremiyordum. Bu sefer inat ettim ve bir çırpıda okudum. Kendi kişisel deneyimim olarak edebi açıdan zorluk çekmedim çünkü gerçekten basit bir dil kullanılmış. Anlatılmak istenen felsefe de gayet açık ve herkes tarafından anlaşılabilecek düzeyde. Ben kitaplarda derinlik aradığım için sanırım böyle kitaplarda biraz hayal kırıklığına uğruyorum. Dönemine göre neden ses getirdiği aşikar. 2. Dünya Savaşı'ndan sonra insanlar için "medeniyet olmasa ne olurdu?" sorusu çok cezbedici ve ilgi çeken bir konu ama günümüz için bana bu konu basit geldi ve işleniş şekli çok yüzeysel kaldı. Olaylar da 200 sayfa tekrara düşmüş gibiydi. Son 50 sayfada olaylar kızışıyor ve okuru içine çekiyor ama ben o 50 sayfaya gelene kadar çoktan kitaptan bıkmıştım. O yüzden çok hevesle okuyamadım. Okuduktan sonra son sahneleri 1990 yapımlı filminden de izledim. Görmek benim için daha akılda kalıcı oldu. Kendi açımdan okumasam da olur bir kitaptı...
Sineklerin TanrısıWilliam Golding · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202597,3bin okunma
Puan vermedi·176 syf.··
2026 15. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 22 Şubat 2026 07:07
Uzun süredir listemde olan, getirdiği sesten kaynaklanan beklentimi yüksek tutan bir kitaptı ama ne yazık ki beklentimin çok altında kaldı. Neden "Muhteşem" denildiğini anlayabiliyorum ama benim için pek de muhteşem bir okuma deneyimi olmadı. Benim kişisel deneyimim olarak bana haz veren bir kitap olmadı maalesef. Anlatımı akıcı olduğu için sayfaları çevirmekte zorlanmadım ama hikayenin içine bir türlü giremedim. Olayların Nick'in gözünden, gözlemci bakış ile anlatılması hikayenin içine giremememe neden oldu. Muhtemelen yazar tarafından Nick gibi hissetmemiz için bilinçli yapılmış bir anlatım tercihi ama bu tercih benim karakterlerle bağ kurabilmemi zorlaştırdı. Ben kendi okur profilim olarak karakterlerin iç dünyalarına girmeyi ve onların gözünden okumayı, karakterlerle bağ kurmayı daha çok seviyorum. Bu romandan kendimi uzak hissetmemin nedeni de buydu. Olaylar oluyor içine giremiyorum çünkü içinden okumuyorum... bu romanı ilahi bakış açısı ile okumayı tercih ederdim çünkü Gatsby'nin zihnini doğrudan görmüyoruz, Daisy'nin gerçek duygularını bilemiyoruz. Sadece olayları dışarıdan gözlemleyen bir okur oluyoruz. Aynı Nick gibi... Edebiyatta önemli bir yeri olmasını anlayabiliyorum çünkü kitap 1920 zamanlarını anlatıyor ve o zamanlar için eleştirisi erken denebilecek güçlü bir eleştiri ve karakterlerin hepsi neredeyse bir şeyin sembolü. Romanın temelinde "Amerikan Rüyası" eleştirisi var. Çok çalışarak herkesin başarıya ulaşabileceğini savunan bir düşünce. Ancak romanda her zaman bunun olmayacağı anlatılmış. Zenginlik mutluluk getirmiyor ve toplumdaki sınıf farkları tamamen ortadan kalkmıyor... Bu eleştiri bana Martin Eden'ı hatırlattı. Belki de çağı için gerçekten üst bir romandır ama her şeyi bu kadar hızlı tükettiğimiz bu çağda bana sıradan geldi. Gatsby'nin
Muhteşem GatsbyF. Scott Fitzgerald · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202526,9bin okunma
Reklam