Kitapta Maslow, temel olarak insan doğasının iyi olduğu yönünde bir vurgu yapma çabasında. Ona göre insanın doğası iyidir ve açığa çıkarılmalıdır. Kimi kültürler bu doğayı açığa vurmaya müsait, kimi kültürler kapalıdır. İnsan doğasını açığa vurduğunda v-biliş denilen bir bilişle duygularını yaşayabilme olasılığına kavuşur. Bu biliş, gerçeküstü ve şeyleri olduğundan üstün ve kusursuz hale getiren, o anı yaşayan için de tanrısal bir his yaratan bir biliştir diyor. Alternstifi olan e-biliş ise dünyayla daha ilintili olan bir biliş olup daha pratik ve sıradan bir biliş olarak karşımıza çıkıyor.
Ona göre insan doğası sınırlandığında insan olmadığı biri gibi davrannaya başlar ve nevrotik sorunlar buradan husule gelir.
Ancak oldukça temel kalan bir ilk soruna, ilk nedene veya kendisinden hareket edilen temele gelince ne yazık ki takılıyor. Zira insanların ancak %1'i tam olarak sağlıklıdır ve böylesi bir gelişimi başarmıştır diyor ancal bunların tespitinde tam olarak sınırlama formülü getiremiyor. İnsan içinden geleni yapmalıysa ve engellenmemeliyse bir sapığı veya katili bırakalım da yapsın mı sorusunu kendisi de gündeme getiriyor ama böyleleri nevrotik sorun sahibidir zaten deyip kestirip atıyor. Oysa herkese en doğal eğilim kendi eğilim ve istekleri olarak görüneceğinden aslında temelsiz kalıyor.
Bununla birlikte, tarif ettiği doruk deneyim ve kendini gerçekleştirmek, islam tasavvufundaki Allah'la bütünleşme, budizm'deki kainatla birleşme metaforlarını andırıyor. Ona göre kişi kendisini diğer varlıklardan ayıran doğasını keşfettiği ve gerçekleştirdiği ölçüde, dış dünyayla birleştiği hissine de kapılacaktır. İnsanın içindeki tüm zıtların kişinin kendisi olarak hayat bulmasına gerçekleşmek ve birleşmek, bu yolla üst deneyime kavuşmak diyor.
Bana kalırsa kitapta nispeten karşı