Hayat bazen kendi yolunu çizse, duvara çarpıp yaralar açsa bile, yeniden ayağa kalkıp yön bulmanın kafi olduğunu ekledi. Umudun %1 bile olsa, her şeyi değiştirecek bir güç taşıyabileceğini söyledi.
Kendi hayatımda her anımın tadını çıkarmaya çalışırım. Geçmişe, kötü anlara takılı kalmak bana göre şeyler değildir. Tabii bunda beni derinden sarsacak bir olay, kayıp yaşamamış olmam da etkilidir.
Yavaşlamak, o anı yaşamak. İşte tüm mesele bu. ''Binlerce Mavi''de bize bunu anlatmaya çalışmıştır. Brokolinin hayata bakışı bize yeni bir bakış açısı kazandırmıştır. Kitabı okurken -artık birbirinizi görün, noldu? neyin var? sorularını sorun- diye haykırdım. Onlar sustukça ben duygularını ifade etmek istedim. Biz insanız, konuşarak anlaşırız. Susmakla hiçbir şey çözülmez. İletişim kurmalıyız, empati hayatımızın merkezinde olmalı ki yaşadığımızı bilelim. İnsan olduğumuzu unutmayalım.
Osmanlı'nın iç dünyasına attığı bakış bizi o zamanlara götürdü. II. Abdülhamit'in istibdadından örnekler gördük. Doğu ve batının çatışmasının işlendiği kitapta benim aldığım ders -batının bilimini al, gerisi onların olsun.-
Karakter analizi noktasında ise Şemsi'yi şımarık bir adam olarak gördüm. Hem Sarah'la aşk yaşayayım ama eve gittiğimde de Saide'min kollarında huzur bulayım. Yok ya! Var mı başka isteğin Şemsi Molla? Bir kalpte hem özgürlüklerin kraliçesi Sarah hem de masumiyetin simgesi Saide...