Şimdi sen bir anısın . Teninde herhangi bir yerde sürdürecek yaşamını . Hiçbir sevginin ardından gidemem. Sevgi inandırıcı değildir . Düşüncelerin bulduğu , düşüncelerin biçimlendirdiği bir durumdur. Düşünüldüğü oranda büyür, derinleşir , büyütülür, derinleştirilir. Ne denli düşünülürse , o denli büyür. O denli dayanılmaz boyutlara ulaşır , ulaştırılır . Gerçekleştirilemez . Soyutlaşır . Ve hiçbir zaman bitmez . Yaşam gibi . Ölüm gibi...
Erkekler içimizdeki çelişkiyi duyumsarlar . Av olmaya duyduğumuz isteği gözlemlerler .. Kendimizi onların ellerine bırakmayı , onlar tarafından ezilmeyi , teslim alınmayı nasıl istediğimizi , fark ederler. Çekici kadınlara kapılacaklarını söyleyerek onları çekici olmaya özendirirler. Böylece de kadınları boyun eğme mitini erkeklere sunmaya zorlarlar . Ama aynı ölçüde biz de, bize boyun eğdirdiklerinde onları arzulayarak erkekliklerini acımasız ve ezici olmayan yönüyle görmelerini olanaksızlaştırıyoruz. Erkekler acı ve sevgi karşısındaki duyarlılıklarından utanırlar. Çünkü bu duyguların kadınca olduğu öğretilir onlara
İnsanlara , elde ettikleri ücrete göre değer biçen bir toplumda , kadınlar ücret elde etmezler ve pek çok kişinin iş bile saymadığı bir işle uğraşırlar , onların yaptıkları işte üretkenlik ölçülemez ve hiçbir şey tam olarak bitirilemez . Kadınlar , onları erkeklerden aşağı olduklarına inanmaya koşullandıran , kadınların dünyaya geliş amacının erkeğe hizmet etmek ve onun kendisini büyük görmesini sağlamak olduğunu savunan bir toplumda yaparlar bu işleri...
Yüklendikleri rolün dayanılmaz olduğunu kavrayan kadınlar , zihinlerinin düğmesini kapatırlar ve önemsiz günlük işlerin büyük önem taşıdığına inandırırlar kendilerini . Ev işine törensi bir ağırlık vererek varlıklarını korurlar. Böylelikle kadın , kendi umutsuz durumunun gerçekliklerini dışlayabilir ve kendi var oluşuyla uğraşabilir ..