Hayat, magmanın tabanları yakmaya başlayacağı güne kadar var. Daha sonrası yok. Yanık kokan bir dünya. Tüten insanlar. Dumanlı bir hayat. Cehennemden biraz daha serin bir dünya...
Amanda tükenmeyen bir araba aküsüne benziyordu. Umutla dolu bir akü. Hayatındaki tek anormallik, vajinasına girmesinden hoşlandığı sevgilisinin sol eliydi. Onun dışında çocukları seviyordu. Hatta hayatı bile seviyordu. Hem de hiç utanmadan.
İntihar etmeyi düşünen ve birazdan gerçekleştireceğini bilen her insanda olması gereken heyecanın kırıntısı yoktu içinde. Çünkü o bir intihar bağımlısıydı ve bu iş onun için önemli değildi. Kendini öldürmesi için, dünya üzerinde ve kısacık hayatında yüzlerce neden vardı. O da her gün bunlardan birini alıp boynuna bağlayabilir ve kendini ilk gördüğü su birikintisine bırakabilirdi.