Bafometh⁰⁹

Bafometh⁰⁹
@Satanic_cawltmaaster
Enjekte edilmiş gereksiz bir acı, Alev alev yanan bir deri, Ve aklın ötesinde ölümcül arzu, - Bulunmak üzere uykuya dalmış... Üstünden atla, Hayatın, Kendini terk et, Benimle birlikte öl...
Duyarlılığın anormal biçimde ağır basması, ruh halinin eşitsizliğine, periyodik olarak, bir aşırı neşeliğe, bir melankolinin ağır basmasına yol açar. Dehanın koşulu da sinirsel gücün, yani duyarlılığın aşırılığı olduğu içindir ki, Aristotales tüm seçkin ve üstün insanların melankolik olduklarına çok doğru biçimde dikkat çekmiştir: “Felsefede, politikada, edebiyatta ya da sanatlarda olağanüstü olan tüm insanlar, melankoliktirler." // Arthur Schopenhauer
Reklam
Seviyorum özümün karanlık saatlerini o saatlerde derinleşir duyularım ...
Dekorların yıkıldığı olur. Yataktan kalkma, tramvay, dört saat çalışma, yemek, uyku ve aynı uyum içinde salı çarşamba perşembe cuma cumartesi, çoğu kez kolaylıkla izlenir bu yol. Yalnız bir gün ‘neden?’ yükselir ve her şey bu şaşkınlık kokan bıkkınlık içinde başlar. ‘Başlar’, işte bu önemli. Bıkkınlık, makinemsi bir yaşamın edimlerinin sonundadır, ama aynı zamanda bilincin devinimini başlatır. Onu uyandırır, gerisine yol açar. Gerisi, bilinçsiz olarak yeniden zincire dönüş ya da kesin uyanıştır. Uyanışın ardından da sonuç gelir zamanla: İntihar ya da iyileşme. 
Neden öldürmüyorum kendimi? Beni bundan neyin alıkoyduğunu tam olarak bilseydim,kendime soracak sorum kalmazdı,çünkü tüm sorularıma cevap vermiş olurdum.
Dostoyevski ; çocukluğunu ayyaş bir baba ve hasta bir anne arasında geçirmiş olmasaydı, on altı yaşındayken annesini veremden kaybetmeseydi, babasına karşı ölüm haberini aldığında mutlu olabilecek derecede büyük bir kin duymasaydı, yirmi sekiz yaşında altı ay hapiste yattıktan sonra tam idam edilecekken bir rus çarı tarafından son anda affedilmeseydi, tıpkı annesi gibi veremli bir kadınla evlenip, akabinde onu da erken kaybetmemiş olsaydı, kumar borçlarını ödeyebilme uğruna normal bir insanın bir haftada okuyacağı kitabı üç günde yazmak zorunda kalmasaydı, belki de en önemlisi epilepsi hastası olmayıp, her an bir sara krizi geçirme ihtimalinin sırtına yüklediği yükten doğan stresle yaşamak zorunda kalmasaydı, ne o yazdığı şeyleri yazabilecekti, ne de biz yazdığı şeyleri okuyabilecektik. Belki de sayısız insan şu an olduğu gibi biri olamayacaktı onun yokluğunda. En azından ben aynı ben olamayabilirdim, bunu biliyorum. Acı bazı insanları güçlendiriyor, buna inanıyorum
Reklam