Ne biçim insanlardık biz, kavgaya, kana, şiddete ve savaşa doyamayan? Ne biçim bir ülkeydi bu, barışta bile kurşun yağdıran? Bitmez tükenmez savaşların sonunda, bir cesur adam, 'yeter, demişti, 'savaş bitti, artık Yurtta ve Cihanda barış var.' Ama, kırk yıl bile dayanamamıştık kavgasız yaşamaya.
Kekik kokuları, mandalına, portakal kokularına karışarak genzimi yakıyordu. Ne olur, diyordum ıçımden, bir gün buluştuğumuzda, Ege'ye yakın bir yerde buluşsak. Zeytin yapraklarının gümüş gümüş parladığı bir gün olsa aynı bugün gibi.