Elimde uzun süredir okuyamadığım, yarım kalmış kitabım, şezlonga uzanmışım... Varsay ki bir deniz kenarındasın, gölgeye çekilmiş kitabını okuyorsun... (Bir zamanlar lüks otellerde gölgeye çekilip kitabımı okurdum da, Gürkan’ın arkadaşları alay ederlerdi, kitap kurdu aman oku oku, ‘asosyable’ kadın diye...) Neden kendimi deniz kenarında varsayayım, evimdeyim, kendi evimde... Kendi kendimeyim. İstersem uyurum, istersem yatağımda okurum, istersem ışık açık uyurum, istersem kapatırım, istersem kapı çalınınca açmam, istersem açarım, istersem yemek pişiririm, istemezsem pişirmem... Canım isterse yerim, istemezse yemem., istersem elbiselerimi asarım, istersem yerlere atarım, istersem müziğimi ağzına kadar açarım, istersem hiç radyo açmam ve hizmet etmem gereken kimse yok. Özgürüm ben özgür... Canım ne isterse onu yaparım... Hiç kimse beni görüp eleştiremez.
...bağıra çağıra maçları izliyorlar... Yer yerinden oynuyor sanki. Koskoca adamlar, bir futbol uğruna bu kadar çocuklaşsınlar, birbirlerine girsinler, kabalaşsınlar, dünyayı gözleri görmesin, olacak şey değil.
Mehmet maçla hiç ilgilenmiyor, ne hoş... Maçla ilgilenmeyen bir erkek... Bu tarafına hayranım...