...Sibel...

Ne ağacı bunlar? Bilemiyorum. Kırda büyümemiş kent çocukları için ağaçların birbirinden farkı yoktur ki. Kahverengi gövdeleri vardır,dalları vardır;bazen yeşil, bazen sarı, bazen turuncu yaprakları vardır. Pembe beyaz çiçek açarlar. İşte hepsi bu. Ağaç sadece bir ağaçtır. Ama yaşlandıklarında ağaçların insanlara benzediğini, kent çocukları bile görebilir. Gövdelerinin boğum boğum olması, ihtiyarların eğilip bükülmüş mafsallarını hatırlatır. İnsanlar da yaşlandıkça, bir anlamda ağaçlaşırlar. Gençken insan insandır, ağaç ise ağaç. Yaşları ilerledikçe birbirlerine benzemeye başlarlar. Hiç kimseyi bağışlamayan merhametsiz yerçekimi, insanların da ağaçların da gövdelerini aynı biçimde büker; eklemlerini aynı amansız şişkinliklerle yumrulaştırır, düğümler.
Sayfa 14·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
SAYGI DUYMAYI ÖĞRENECEKSİN ARKADAŞ!ÖNCE BİR DURUP BEN KİMİM DİYE SORGULAYACAKSIN!SONRA O SORGULADIKLARINI,DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞMA ÖZGÜRLÜĞÜNÜ NASIL ELDE ETTİĞİNİ DÜŞÜNECEKSİN!VARLIĞININ SEBEBİNİ,BUGÜNÜN REFAHLIĞINI BORÇLU OLDUĞUN KİŞİYE SAYGI DUYACAKSIN!!!
Osmanlı bizim ceddimiz,bizim dedemiz,bizim atamız.Atatürk te bizim ceddimiz,bizim atamız.Bu ikisini ayırarak bir yere ulaşamazsınız! -Oğuzhan Uğur-
Mavi gözleri ya da yürüyüşündeki heybet,bakışındaki asalet değil bizim bilmemiz gereken nokta.Bizim bilmemiz gereken şey Atatürk'ün dehasıdır. -Oğuzhan Uğur-